menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kızgın küllerin kurtardığı şehzade!

19 0
10.08.2026

28 Temmuz 1808 sabahı Topkapı Sarayı tarihinin en acı günlerinden birini yaşıyordu. On iki bostancı neferiyle birlikte sayıları on dokuzu bulan gözleri kararmış âsiler güruhu önlerine çıkan Lala Tayyar Ağa’yı devirip geçerek, yalın kılıç haremin Kuşhane Kapısı’na üşüşmüşlerdi. Az sonra kendini toparlayan Lala, yanına iki yardımcı daha bulup katillerin peşine düştü. Fakat Enderunlu oldukları için hareme giremez, her şeyi göze almış katillerin pervasızlığını gösteremezlerdi. Harem muhafızı zenci hadımlardan Amber, Kasım ve İsa ağaları bularak yardım istediler. Zencilerin üçü de iri yarı, dev yapılı, güçlü kuvvetli adamlardı. Kılıçlarını çekip Sultan Selim’i kurtarmaya koşmuş, fakat geç kalmışlardı.

Bu defa şehzadenin dairesine yöneldiler, lâkin Şehzade Mahmud ortada yoktu. Yirmi üç yaşındaki genç şehzade, saray câriyelerinden Cevrî Kalfa tarafından Altın Yol’dan, üst katta bulunan kalfanın dairesine kaçırılmıştı. Zenci ağalar, üst kata çıkan taş merdivenin başına ulaştıklarında katiller güruhu da yetişmişti.

Sultan Mustafa’nın adamlarından Ebe Selim:

“Ağalar yol açın, size zarar gelmesin!” diye bağırdı.

“Geçemezsiniz!” diye kükredi.

Ebe Selim arkadaşlarına seslenerek:

“Bre ne durursuz, şehzade yukarıda! İşi yarım koyup canınızdan mı geçeceksiniz? Tepeleyin şunları!” diye haykırmıştı.

Sultan Selim’in kanıyla vahşileşmiş........

© Milat