menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Batı Asya’da satranç ve savaş: 14-21 Mart sürecinin stratejik röntgeni

9 0
22.03.2026

İran ile ABD-İsrail hattında 28 Şubat’ta fitili ateşlenen süreç, Mart ortasına geldiğimizde artık bildiğimiz o klasik "ordu orduya" çarpışma kalıplarını çoktan yıktı geçti. Karşımızda sadece tankların, uçakların konuştuğu bir sahne yok; vekil güçlerin hamleleri, siber saldırılar, ekonomik sabotajlar ve tam manasıyla bir psikolojik harp sarmalı var. Bu bir "dayanıklılık testidir. Kimin mühimmatı daha çok değil, kimin toplumsal direnci ve lojistik damarları daha sağlamsa, masada onun eli güçlü kalacak.

Özellikle Hizbullah ve Haşdi Şabi gibi unsurların sahadaki hareketliliği, İran’a doğrudan bir savaşa girmeden "eşik yönetme" imkânı veriyor. Öte yandan, milyon dolarlık hava savunma füzelerinin, birkaç bin dolarlık ucuz kamikaze dronlarla avlanmaya çalışılması, modern savaşın "maliyet-etkinlik" dengesini altüst etti. Bugün cephede sadece askerler değil, bütçeler de savaşıyor.

Bu çatışmanın en ürkütücü yanı, virüs gibi yayılma hızıdır. Tahran-Tel Aviv hattındaki gerilim bir anda Lübnan’dan Irak’a, Suriye’den Basra Körfezi’ne kadar sıçradı. Bu çok cepheli yapı, "yanlış hesap" riskini her saniye artırıyor. İsrail’in Lübnan’a yönelik muhtemel bir kara hamlesi ya da Irak’taki ABD üslerine yapılacak bir baskın, bu yerel yangını bölgeyi yutacak bir alev topuna dönüştürebilir. "Çevreleme stratejisi" dediğimiz olgu, şu an tam manasıyla sahada ete kemiğe bürünmüş durumda.

Saha verileri bize bir şeyi çok net gösteriyor: Hava gücünün o mutlak ve tartışılmaz üstünlüğü artık eskisi kadar rahat değil. Tanker uçakların havada avlanması, radar........

© Milat