menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nebevi ölçü ve iki insan tasavvuru

26 0
25.09.2026

Bütün bu tahliller, nihayetinde nasların koyduğu sarih bir ölçüye varır ve böylelikle mesele bir zevk yahut mizaç meselesi olmaktan çıkar, usul meselesi haline gelir.

Kur’an-ı Kerim, sesin kısılmasını bir fazilet olarak zikreder. Hz. Lokman oğluna vasiyetinde, yürüyüşünde ölçülü olmayı ve konuşurken de sesinin kısık olmasını emreder. Bunun ardından da seslerin en çirkininin eşeklerin sesi olduğu bildirilir (Lokman 19). Ayet, yüksek sesi bir kemal değil, bir kabalık alameti olarak belirtir. Dikkat edilirse burada hitabet tarihinde eşine az rastlanır bir durum söz konusudur zira ayette belagatin ölçüsü olarak, sesin gürlüğü değil, kısıklığı işaret edilir. Aslında bu bir tersine çevirmedir, öyle ki sese verilen ayar bu konuda bütün tarihi ters yüz eder.

İkinci ve daha çarpıcı ölçü, Musa Peygamber ile kardeşi Hz. Harun’a verilen emirdedir. Firavun’a, yani zorbaların en büyüğüne, ilahlık iddiasında bulunan o zalim adama yumuşak söz ile gitmeleri emrolunur: “Ona yumuşak söz söyleyin; belki öğüt alır yahut korkar” (Taha 44). ‘Kavlen leyyinen’ emrinden dolayı bu ayet üzerinde ne kadar durulsa azdır. Eğer en katı zalime bile yumuşak sözle hitap emrediliyorsa, mescitteki sıradan bir mü’mine sert ve azarlayan bir dille yaklaşmanın nasıl bir usul sapması olduğu izahtan varestedir. Burada dikkat edilmesi gereken çok önemi bir husus ‘kavl-i leyyin’in bir nezaket tercihi değil, tebliğin İlahî usulü olarak kabul görüldüğüdür. Allah, dininin temsilcilerine insanlara giderken sert, kaba davranmalarını istemez ama bu ayette daha ileri bir durum söz konusudur. Tebliğ vazifesini icra eden kişinin unvanı ne olursa olsun ve muhatabı zalim de olsa ona yumuşak sözle gider, diyaloglarında ona yumuşak söz söyler.

Üçüncü ve belki en doğrudan ölçü,........

© Milat