menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ruşen Çakır yorumladı: YENİ Parti ve “Dip dalga”

44 0
previous day

Manşet  Ruşen Çakır yayınları

Son güncelleme: 2 Eylül 2026 -

Ruşen Çakır yorumladı: YENİ Parti ve “Dip dalga”

2 Eylül 2026 Çarşamba

Tercih edilen kaynak olarak ekle

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “YENİ Parti ve ‘dip dalga'” başlıklı yayınında Türkiye siyasetinde son dönemde yeniden gündeme gelen “dip dalga” tartışmasını değerlendirdi. Çakır, kamuoyu araştırmaları ve anketlerin öngöremediği tabandan gelen bir halk hareketi olarak tanımlanan dip dalganın tek başına iktidar değişikliği getirmeyeceğini, asıl meselenin bu hareketi yönetebilmek olduğunu söyledi.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir dip dalgayla iktidara gelebileceği yönünde hesaplar yapıldığını hatırlatan Ruşen Çakır, seçim sonucunun bu beklentiyi karşılamadığını belirtti. Ruşen Çakır’a göre ortada bir dip dalga olsa bile bunun nasıl yönlendirileceği ve siyasi rakiplerin buna karşı alacağı önlemler belirleyici.

Ruşen Çakır, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in “18 günde 600 bin üye” açıklamasına da değindi. Bu üyelerin 200 bininin daha önce hiçbir partiye üye olmadığını aktaran Özel’in, Türkiye’nin farklı kentlerindeki halk buluşmalarını dip dalganın işareti olarak değerlendirdiğini söyledi. Çakır, özellikle Kayseri’de Özel’e gösterilen ilgiyi dikkat çekici buldu. Milliyetçi-muhafazakâr kimliğiyle bilinen kentteki görüntünün önemli bir siyasi mesaj taşıdığını belirtti.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile tutuklarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun birlikte hareket etmesinin muhalefet açısından önemine dikkat çeken Ruşen Çakır, ancak Özgür Özel’in siyasi olarak daha öne çıktığını söyledi. Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde bulunmasının bu birlikteliğin görünürlüğünü sınırladığını belirten Çakır, iki ismin yan yana durmasının daha fazla gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Ruşen Çakır ayrıca YENİ Parti’nin 600 bin yeni üye kazanmasının önemli bir başarı olduğunu, ancak daha fazlasının beklenebileceğini söyledi. Muhalefet üzerindeki baskının toplumun kendisini açık biçimde göstermesini zorlaştırabileceğini belirten Ruşen Çakır, Özgür Özel’in “vatandaş sandık sabrı gösteriyor” sözünün önemli olduğunu vurguladı.

Ruşen Çakır, yaklaşan seçimlerde sandık güvenliği ve sandık başı örgütlenmesinin de kritik olacağını belirterek, “Dip dalga olabilir. Olduğuna dair birtakım işaretler de var ama bunu yönetebilmek işte bütün mesele bu” dedi.

YENİ Parti 600 bin üyeyi geçti: Özel’den 1 milyon üye ve “dip dalga” mesajı

Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir googletag.cmd.push(function() { googletag.display('inline_ad'); }); Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Dip dalga, Türkiye’de siyaset konuşulurken bir dönemden itibaren son yıllarda çok sık dile getirilen bir husus bu. Tabii ki bir doğa olayından hareketle siyasete uyarlanmış bir şey. Deniyor ki, nedir dip dalga? Anketlerin, kamuoyu araştırmalarının ve öngörülerin kestiremediği bir halk hareketi. Yani aşağıdan gelen, tabandan gelen ve tüm dengeleri değiştirmeye aday bir halk hareketi olarak tarif ediliyor. Dönem dönem Türkiye’de bazı siyasi partiler ve liderleri bir dip dalganın söz konusu olduğunu ve kendilerinin bu dalga ile beraber iktidarı değiştireceklerini söylediler. Bu 2023 seçimleri öncesi de bayağı gündeme geldi. Kılıçdaroğlu’nun böyle bir dalga ile gelebileceği hesabı yapıldı. Ve sonuçta bu hesabı yapanlar olarak yanıldığımızı anladık. Çünkü ortada bir dip dalga olsa dahi – ki var mıydı, yok muydu ayrı bir tartışma konusu – önemli olan o dip dalganın nasıl yönetilebileceği, onun üzerinde sizin sörf yapıp yapamayacağınız ve öte tarafta rakiplerinizin buna karşı ne gibi tedbirler alacağı. O seçimde ne oldu? Bir tane montaj video son anda birçok şeyi değiştirdi ama tek başına onunla alakalı bir şey değildi tabii. O 2023 seçimleri bize başka bir şey gösterdi. Dip dalga tek başına bir şey değil. Varlığı yokluğu ayrı bir tartışma konusu. Bence vardı, söz konusuydu ama onu kendi haline bırakmak değil, onu yönlendirebilmekti önemli olan. Kılıçdaroğlu bunu başaramadı. Şimdi yine dip dalga ve bu sefer YENİ Parti üzerinden bu konuşuluyor. İzleyenleriniz vardır, dün akşam Mümtaz’er Türköne ile yaptığımız ‘‘Merkezin yeniden şekillenmesi’’ yayınında Mümtaz’er de YENİ Parti’yi dip dalga tabiriyle birlikte andı, tabii birtakım şerhler düşerek. Bunun aslında evveliyatı var. Önceki gün Halk TV canlı yayınında Özgür Özel bunu söylemişti, yine dip dalgayı. Ne demişti? ‘’18 günde 600 bin üye kaydettik. Bunun 200 bini hiçbir partiye daha önce üye olmamış kişiler. 72 il ve 853 ilçede örgütlendik’’ demişti ve ‘‘Bir dip dalga olduğu kesin. Bir kez bugün yaşananın, anketlerde görülenin, hissedilenin çok ötesinde bir sonuç alınacağını görüyorum. Vatandaş sandık sabrı gösteriyor’’ deyip Profesör Korkut Boratav’a da bir referans vermişti, Türkiye’nin sandıkta değiştiği tesptine. Evet, diyor ki Özgür Özel, ‘‘Bir dip dalga var. Biz bu dalgayla beraber gidiyoruz. Ama bunun çok görünür olmamasının nedeni vatandaşın sandık sabrı.’’ Ama burada şöyle bir husus da var belki; çok görünür olursa bu siyasi iktidarı iyice korkutur ve erken bir şekilde sert tedbirler almaya yöneltebilir. Bunu da eklemek lazım. Ama şu haliyle baktığımız zaman bile aslında Özgür Özel’in Türkiye’nin değişik yerlerinde yaptığı gezilerde, halk buluşmalarında bu dip dalga tabirini çağrıştıracak şeyler görüyoruz. Ben ısrarla Kayseri’ye takmışım. Keşke orada olsaymışım diyorum; çünkü Kayseri benim bayağı bildiğim bir yerdir. Ben İslami hareket ve Ülkücü hareket çalıştığım için Orta Anadolu, Doğu Anadolu’ya çok sık gittim. Kayseri’ye özellikle çok gittim. Bunu Kadri ile yayında da konuştuk, Mümtaz’er ile de konuştuk; Kayseri’de Özgür Özel’e gösterilen o vatandaş ilgisi çok manidar, çok önemli, çok şeyin işareti. Çünkü Kayseri milliyetçi muhafazakar ideolojinin merkezlerinden, kalelerinden birisi. Bir yöneliş olduğu kesin. Bu yönelenler AKP’den, MHP’den kopup mu CHP’ye geliyorlar, yoksa başka birilerimi, onu ayırt etmek şu aşamada, en azından uzaktan mümkün değil. Ama Kayseri gibi bir yerde insanların o görüntüyü vermesi bir meydan okuyuş. Bu çok önemli. Fakat burada sorun şu, tekrar 2023’e gelecek olursak: Bunu nasıl yönetecek YENİ Parti? İşte dananın kuyruğu burada kopacak. Mümtaz’er dünkü yayında Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisinin, bir tür eş başkanlık diyelim ya da eş liderliğinin çok anlamlı olduğunu ve bu süreçte çok katkısı olduğunu söyledi. Evet, doğru. Ama benim son yayınlarda birkaç kez altını çizdiğim bir husus var. Bugün yine tekrarlamak istiyorum. Özgür Özel çok önde, Ekrem İmamoğlu epey geride kaldı. Yan yana olmalarının daha anlamlı olduğunu düşünüyorum. Tabii ki Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde olması, bir yığın engelle karşılaşması — en son savunmasının kitabına bile daha çıkmadan el koydular — bunların önünde engel ama bu hareket, bu parti bunun bir formülünü bulup onların yan yanalığını daha fazla gösterebilmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu aslında birlikte hareket ederek bir tür kader birliği etmiş olsalar da farklı profiller. İkisinin de halkla direkt ilişkisinde sorun yok. Ama Özgür Özel bu konuda bence daha başarılı. Ekrem İmamoğlu’nda da şöyle bir hava var; yönetecek insan havası daha fazla var. Bunu nasıl yapacaklar? Zaten isteseler de şu haliyle sırf diploması olmadığı için Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olamıyor. Ama bütün bunları bir düşünmesi gerekiyor bu hareketin. 600 bin üye 18 günde bir başarı tabii. Ama ben daha fazlasını beklerdim. Bunu geçen yayında söylediğim için bana kızan bazı YENİ Parti sempatizanı izleyiciler olmuş. Vallahi bilmiyorum, ki Özgür Özel’le bir sohbetimizde bu milyonu hızlı bir şekilde bulacaklarını söylemişti. Orada bir tutukluk olduğunu düşünüyorum. 600 binin başarılı olduğu kesin ama daha fazlasını yapabilecek bir parti. Hâlâ belki toplumda korku duvarları tam aşılamamış olabilir. Çünkü iktidar her ne kadar birtakım kozmetik operasyonlarla herkese vuruyormuş gibi görünse de — Melih Gökçek operasyonu gibi, Cem Küçük’ün tutuklanması vesaire — hâlâ en büyük baskıyı muhalefete yapıyor, YENİ Parti’ye yapıyor. CHP’nin önünü alabildiğine açıp, YENİ Parti’ye her türlü kötülüğü yapıyor. Her şey bir yana, sırf Deniz Göktaş olayı bile, onun başına gelenler bile Türkiye’de adaletin ne derece olmadığını ve rejimin ne derece baskıcı olduğunu bize gösteriyor. Bu baskıcı rejimin baskıcı özelliğine karşı halkın, toplumun daha fazla kendini göstermesinde sorunlar olabilir. Bu anlamda Özgür Özel’in söylediği ‘‘Vatandaş sandık sabrı gösteriyor’’ cümlesini ayrıca önemsiyorum. ‘‘Evet, şu anda seslerini şu ya da bu nedenle çıkartmayabilirler; ama yarın sandıkta bunun tersi olacak’’ diyor anladığım kadarıyla. O zaman da şöyle bir sorunla karşı karşıyayız: Sandık nasıl olacak? Geçen Kadri yayında alenen dedi ki: ‘‘Ben bu seçimden birçok nedenle çok endişeliyim, yapılacak ilk seçimden.’’ Evet, bu endişeler hep vardı. Bu sefer çok daha fazla var. Ve YENİ Parti’nin CHP zamanında birçok nedenle imkanları daha genişti. Bu konuda daha aktif, müdahaleci olabiliyordu. Şu hâliyle yeni kurulmuş bir parti olarak seçimde bir önceki 2024 yerel seçimlerindeki gibi bir sandık başı performansı sergilemekte güçlük çekebilir. Bunu da not etmek lazım. Evet, dip dalga olabilir, olduğuna dair birtakım işaretler de var ama bunu yönetebilmek, işte bütün mesele bu. Bugünün ithafı tabii Şükran ablaya, Şükran Soner’e. 80 yaşında kaybettik. Evet, Che Guevara’lı bir resmi ile karşımızda ama bir tarafında da Atatürk var, burada o gözükmüyor. Şükran Soner, biz onu Şükran Ketenci olarak bildik yıllarca, bir Cumhuriyet gazetesi okuru olarak. 1946 doğumlu, 20 yaşında Cumhuriyet‘te muhabir olarak başlamış. Eğitim alanında ve işçi hakları, emekçi hakları konusunda çok çabaları olan gazeteci olarak sayfalar yaptı bunlarla ilgili. Bu konuda çok öncü bir isimdi Şükran Soner. Ben kendisiyle çok az çalışabildim birlikte. Kısa bir dönem, yani benim Cumhuriyet‘te çalıştığım bir iki ay ama birbirimizi tabii ki tanırdık ve kendisine hepimiz saygı duyardık, hâlâ duyuyoruz ve severdik. Çünkü çok şey yaptı. Özellikle Türkiye’de gazetecilikte kadınların önünü açan birkaç isimden birisidir, bir öncüdür. Ama onun ötesinde özlük hakları, sendikal haklar konusunda da çok ciddi mücadele veren birisi. Hem Gazeteciler Cemiyeti’nin yönetiminde yer aldı, hem Gazeteciler Sendikası’nın yönetiminde yer aldı. Hatta bir dönem başkanlığını da yaptı Şükran Soner. Kendisini geçirdiği bir rahatsızlığın ardından dün kaybettik. Bugün önce Cumhuriyet gazetesinde bir tören, ardından öğle namazında Şişli Camii ve nihayet Eyüp Sultan........

© Medyascope