menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Onur Alp Yılmaz yazdı – Teknik doğru, politik yanlış: Muhalefetin ekonomi yanılgısı

33 0
08.06.2025

Son günlerde açıklanan büyüme ve enflasyon gibi ekonomik veriler ve Erdoğan’ın neden yeniden faizsiz ekonomi tutkusuna kapıldığı muhalif kamuoyu tarafından bütüncül okunamıyor. Başka bir ifadeyle, 2023 seçimlerinden ders çıkarılmamış. Bunun nedeni, iktidarın ekonomi politikası ve seçmen davranışı arasında kurduğu ilişkinin hâlâ yeterince anlaşılamamış olması. Nitekim 2023 seçimlerinin kaybedilmesindeki temel nedenlerden biri de buydu.

Geçen hafta yazdığım yazıdan uzunca bir alıntı yapmak pahasına iktidarın ekonomi politikası ve seçmen davranışı arasında kurduğu ilişkiyi yeniden hatırlatmak isterim:

“İktidar, liberallerin “piyasa rasyonalitesi” olarak adlandırdığı şeye bile uygun davranmıyor. Yani, ekonomi politikası, makro ekonomik istikrarı sağlamak yerine siyasi amaçların gerçekleştirilmesi üzerinden şekilleniyor. Dolayısıyla iktidar, ekonomi yönetimi konusunda olmasa da kriz yönetiminde son derece tecrübeli. Kime kaynak aktarmasının kendisine oy getireceğini son derece iyi biliyor. Kimden daha fazla alıp kime vermesi gerektiğini de iyi biliyor. Bu noktada iktidarın iktisadi politikası ve oy tercihleri arasındaki ilişkiye değinmek gerekmektedir. 2023 seçimlerini 2018 seçimlerinden ayıran en temel farklardan biri de şüphesiz iktisadi koşullardı. 2023 seçim sürecinde dış yatırımcıların, seçmenin ve medyanın muhalefete bu seviyede şans tanımasının başat nedeni de ekonomideki kötü gidişattı.

Ancak iktidar, ekonomik krizi de yaşam tercihleri ve tüketim alışkanlıkları açısından farklılaşmış, adeta “iki farklı ulus” biçimini almış mevcut toplumsal yapıda kendi seçmenleri lehine yönetmekte başarılı oldu. Başka bir ifadeyle iktidar, kent ve kır, orta sınıf ve yoksul, seküler ve muhafazakâr gruplarda ilk sırada sayılanlarla ikinci sırada sayılanların bir kesişimini yaratıp ikinci sıradakileri konsolide edecek bir iktisadi politika benimsedi. Bu, iktidarın kutuplaştırma politikasının iktisadi alana uyarlanmış halidir.

Elbette iktidarın orta sınıftan oy alamadığı ön kabulüyle bir iktisadi politika uygulamasından… Yani, refah da kriz de iktidar tarafından seçmen davranışına göre dağıtılıyor. Buna göre iktidar, orta sınıf ve alt gelir grupları arasındaki gelir dağılımı makasını daraltmak pahasına bir iktisadi politika izliyor. Bunun sonucunda enflasyonist politikaların etkisi her gelir grubu tarafından aynı oranda hissedilmiyor.

Her şeyden önce büyükşehirlerin dışında kalan bölgelerde kira ve ulaşım gibi büyükşehir seçmeninin en büyük gider kalemlerini oluşturan hizmetlere erişimin maliyeti görece daha düşük. Bu da reel gelir ve nominal gelir açısından, iktidarın ideolojik söylemleriyle de konsolide etmeye çalıştığı kitleyi, yani büyükşehirlerin dışında kalan seçmenini avantajlı kılıyor.

Bununla bağlantılı bir diğer neden de yaşam tercihleri. İktidarın aleyhine bir iktisadi politika izlediği orta sınıfın, tüm dünyada olduğu gibi tüketim sepeti çok daha çeşitli. Bu sepette yaz tatili ve alkollü içecek gibi mal ve hizmetler var. İktidar, bahsi geçen mal ve hizmetlere ortalama fiyat artışlarından çok daha yüksek zamlar uygulayarak bütçe dengesini kendi seçmeni olarak........

© Medyascope