Ömer Çeşit yazdı | Veriler Konuştuğunda: Şiddet İstisna Değil, Yapısal Bir Gerçeklik
Laura Bates’in “Kadınlardan Nefret Eden Erkeler” kitabı önemli bir kırılma yaratarak, şiddeti besleyen dijital ideoloji ekosistemini görünür kılıyor.
Dünya genelinde her üç kadından biri yaşamı boyunca fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor. Her gün yaklaşık 140 kadın, çoğu zaman partneri ya da aile üyesi tarafından öldürülüyor. Kadınlar için en tehlikeli yer ise hâlâ “ev”.
Türkiye’deki tablo bundan farklı sayılmaz. Son yıllarda yüzlerce kadın, erkekler tarafından öldürülüyor; milyonlarca kadın psikolojik, ekonomik, dijital ya da fiziksel şiddete maruz kalıyor. Bu şiddetin büyük bölümü “ani öfke patlamaları” ya da “bireysel sapkınlıklar” ile açıklanamıyor. Ortada süreklilik gösteren, tekrar eden ve normalleşmiş bir şiddet paterni var.
Tam da bu noktada Laura Bates’in kitabı “Kadınlardan Nefret Eden Erkeler” önemli bir kırılma yaratıyor. “Kadınlardan Nefret Eden Erkeler” şiddeti besleyen dijital ideoloji ekosistemini görünür kılıyor.
Kitabın en etkileyici yanlarından birisi , Manosphere’i amorf bir “erkek öfkesi” alanının ötesinde, hiyerarşik ve sınıflandırılabilir bir yapı olarak ele alması. Bu kategoriler ise kadınlardan nefret edenler, kadınları avlayanlar, kadınlardan kaçanlar, kadınlara zarar verenler diye sıralanıyor.
Bu sınıflandırma, dijital erkeklik ideolojisinin farklı........
