menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mete Kaan Kaynar yazdı: Eğitimde piyasalaşma ve öğretmenlerin hak mücadelesi- 2

22 0
30.06.2026

Son güncelleme: 30 Haziran 2026 -

Mete Kaan Kaynar yazdı: Eğitimde piyasalaşma ve öğretmenlerin hak mücadelesi- 2

Tercih edilen kaynak olarak ekle

Bir önceki yazımda, öğretmenlerin hak mücadelelerinin basitçe birtakım maddî taleplere indirgenemeyeceğine değinmeye çalışmıştım. Öğretmenliğin ne kutsal bir görev olduğu nutuklarını koyun bir kenara; bir önceki yazıda da belirtmeye çalıştığım gibi; Cumhuriyet, milletvekilleri tarafından TBMM’de ilân edildi ama öğretmenler tarafından okullarda kurulmuştur. Özel okullar ve özel okul öğretmenlerine reva görülen eziyet, bir anlamıyla da Cumhuriyet projesine yönelik bir saldırıdır; çok tanıdık mı geldi, vallahi bana da. Özel okulların yaygınlaştırılması Cumhuriyet’i kuran muallimin prekaryaya, modernitenin motoru okulun hizmet sektörüne indirgenmesi olarak da okunabilir.

Devlet okulu öğretmenlerinin sahip olduğu haklar

Memuriyet statüsü ve iş güvencesi

Devlet okulu öğretmeni, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu1 güvencesiyle kamu görevlisi sayılır. Keyfî işten çıkarma yoktur; disiplin cezası ancak belirlenmiş usul çerçevesinde uygulanabilir; müdür değişse de öğretmen görevine devam eder. Özel okul öğretmeni ise yıllık sözleşme sisteminde aynı güvenceye sahip değildir; işten çıkarılmak, sözleşmenin yenilenmemesini beklemek kadar basittir.

Maaş güvencesi, kıdem ve ek ödemeler

2026 yılı başı itibarıyla ek ders hariç yeni atanan bir devlet okulu öğretmeninin net maaşı yaklaşık (9/1 derece) 62.000–66.000 TL aralığındadır; ek derslerle 70.000–80.000 TL’ye çıkabilmektedir.2 Maaşın bileşenleri: taban aylık, derece/kademeye göre değişen ek gösterge, kıdem aylığı, öğretim tazminatı (yaklaşık 7.500–8.000 TL) ve aile yardımı.3 Kademe ilerlemesi yılda bir, derece ilerlemesi üç yılda bir otomatik gerçekleşmekte; memur maaş katsayısı yılda iki kez güncellenmektedir.4

7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu5 öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç basamaklı bir kariyer sistemi öngörmektedir. Uzman öğretmenlik için öğretmenlikte en az on yıl hizmet ve Akademi tarafından düzenlenen eğitimin tamamlanması; başöğretmenlik için ise uzman öğretmenlikte en az on yıl hizmet ve başöğretmenlik eğitim programının tamamlanması gerekmektedir.6 Özel okullarda buna denk bir kariyer mekanizması yoktur; ücret artışı işverenin takdirine bırakılmıştır.

2008 öncesi memuriyete başlayan devlet öğretmenleri 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı güvencesiyle emekli olur. 7417 sayılı Kanun’la hayata geçirilen 3.600 ek gösterge düzenlemesi,7 özellikle birinci dereceye ulaşmış öğretmenlerin emekli maaşını ve ikramiyesini belirgin biçimde iyileştirdi. 2026 verileriyle yaklaşık emekli maaşları: 25 yıl hizmetle 41.156 TL, 30 yılla 43.898 TL, 35 yılla 46.648 TL; 25 yıl için emekli ikramiyesi yaklaşık 1.240.000 TL.8 Eksik prim geçmişiyle emekli olmak zorunda kalan özel okul öğretmeninin karşılaşacağı tablo ile bu rakamlar arasındaki mesafe, iki kesim arasındaki yapısal uçurumu somutlaştırır.

Toplu sözleşme ve sendika hakları

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu9 çerçevesinde devlet öğretmenleri kamu sendikalarına üye olabilmekte ve toplu sözleşme görüşmelerinin sonuçları doğrudan maaşlarını etkilemektedir. Özel okul öğretmenleri bu mekanizmanın bütünüyle dışındadır; Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının “eğitim iş koluna alınma” talebi, bu kurumsal dışlanmışlığı gidermeye yöneliktir.

Eğitim-öğretim yılına hazırlık ödeneği

657 sayılı Kanun’un Ek 32. maddesi, kadrolu devlet öğretmenlerine her Eylül’de bir defaya mahsus hazırlık ödeneği ödenmesini zorunlu kılar. 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için bu ödenek 5.265,94 TL olarak belirlendi; damga vergisi dışında hiçbir vergiye tabi tutulmaz.10 5580 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası özel okul öğretmenlerinin de bu ödenekten yararlanması gerektiğini öngörmekte, Yargıtay emsal kararları ise yükümlülüğü işveren sorumluluğu olarak teyit etmektedir.11 Pratikte ödemenin tutarlı yapılıp yapılmadığını denetleyen etkili bir mekanizma yoktur.

657 sayılı Kanun’un sosyal haklar ve yardımlara ilişkin hükümleri, devlet öğretmenlerine aile yardımı, ölüm yardımı, tedavi/sağlık güvencesi, giyecek ve yiyecek yardımı gibi başlıklarda çeşitli haklar sağlar; vergi muafiyeti ise yardım türüne göre ayrıca değerlendirilmelidir.12 Özel okul öğretmeni için bu yardımların ödenmesi işverenin kendi tercihine bırakılmıştır.

Devlet okulu öğretmeni, eş durumu ve sağlık özrü başta olmak üzere belirlenen mazeretler çerçevesinde atanma hakkına sahiptir. Özel okul öğretmeninin böyle bir güvencesi yoktur. Sözleşme yenilenirse ne güzel, yenilenmezse yeni iş aramanın zamanıdır.

2014 yasal değişikliğini bir gözetim eksikliği ya da teknik hata olarak okumak güçtür. 1965’ten bu yana yürürlükte olan taban maaş hükmü, özel okul sektörünün süratle büyüdüğü bir dönemde bilerek kaldırıldı. Çalışma Bakanlığının kendi teftiş raporlarının bunu saptaması13 — ve saptamasına karşın yasama adımı atılmaması — devletin sektördeki ücret politikasına ilişkin tutumunu açıkça ortaya koymaktadır. Özel okul patronları, devlet üniversitelerinde yetiştirilen ve Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) denetimine tabi öğretmenleri piyasanın en düşük maliyetiyle tutabilmektedir.

Sendika temsilcilerinin Millî Eğitim Bakanı’na yönelttiği “Bu mesele işçi ile işveren arasındadır, ben karışamam” eleştirisi,14 devletin kendi tutumunu saklamaya çalışırken yarattığı çelişkiyi gözler önüne serer. Devlet, 5580 sayılı Kanun’u yaparak özel okul sektörünü düzenlemiştir; taban maaş hükmünü kaldırarak düzenlemenin kilit maddesini ortadan kaldırmıştır; öğretmenlerin eylemini güvenlik güçleriyle bastırmıştır. Bütün bu adımlarda aktif olan devlet, yalnızca emek-ücret ilişkisini belirleme söz konusu olduğunda “tarafsız hakem” rolüne soyunmaktadır.

Mülakat mağduru 1.611 öğretmenin durumu ise başka bir çelişkiyi somutlaştırır. Bir seçim kampanyasında verilen söz, oylar alındıktan sonra tutulmamıştır. Milletvekillerinin mahkeme koridorlarında dile getirdiği “Bakanlık istemiyor” ifadesi, yasamanın yürütmeye yenildiği bir tabloyu resmeder. Öğretmenler, meşruiyet kanallarını tıkalı bulduklarından sokağa çıkmaktadır; başka seçenek bırakılmadığı için.

14 Haziran 2026 eylemi ve polis müdahalesi bu çerçevede ayrı bir anlam taşır. Devlet aygıtı emek haklarını düzenleyen kurumsal kanalları daralttığında, bu kanalların dışına çıkıldığında da zor yolunu devreye sokmaktadır. Müdahalenin kendisi, öğretmenlerin hak almakta neden bu denli güçlük çektiğini açıklayan asıl veri hâline gelmektedir.

Bir Öğretmene Ağıt Başıma değen taşlar çocuklar Şakağımdan sızan kan Ağlamayın, ağlamayın, ağlamayın çocuklar O eller de bir gün kırılır Kapatın gözlerimi bağlayın çenemi Ben toprağa hazırım Yanında yer ayır Kubilay Teğmenim Yoksul bir köyde öğretmenim Biliyorum bütün kabahat bende öğretmen oluşumda Ve saklamamamda aydınlık düşüncelerimi Ama ben Cumhuriyet’te doğdum, Cumhuriyet çocuğuyum Olamaz öğretmen oluşum suçum

Başıma değen taşlar çocuklar

Ağlamayın, ağlamayın, ağlamayın çocuklar

O eller de bir gün kırılır

Kapatın gözlerimi bağlayın çenemi

Yanında yer ayır Kubilay Teğmenim

Yoksul bir köyde öğretmenim

Biliyorum bütün kabahat bende öğretmen oluşumda

Ve saklamamamda aydınlık düşüncelerimi

Ama ben Cumhuriyet’te doğdum, Cumhuriyet çocuğuyum

Olamaz öğretmen oluşum suçum

Özel okul öğretmenleri devrimci bir talep peşinde değildir. Taban maaş güvencesi 1965’ten 2014’e kadar mevzuatta yer aldı; devletin verdiği toplantı sözü on bir aylık bir beklentinin konusu; 1.611 öğretmenin ataması için yasal zemin zaten var. Bunların gerçekleşmemesinin ardında teknik bir imkânsızlık yoktur; bir siyasî tercih vardır.

Devlet okulu öğretmeninin memuriyet güvencesi, kariyer basamakları, güçlü emeklilik hakları ve toplu sözleşme yetkisiyle özel okul öğretmeninin içinde bulunduğu durum arasındaki derin uçurum, aynı müfredatı aynı sınıflarda uygulayan iki kesimin neden giderek ayrışan koşullarda çalıştığını sormayı zorunlu kılmaktadır. Yanıt sektörün yapısal niteliğini değiştirmeye yönelik siyasî bir tercihte yatmaktadır; bu tercihin ne zaman değiştirileceği ise toplumsal baskının yönüne bakılarak okunabilir.

Özel okul öğretmenleri radikal talepler peşinde değiller. İstedikleri şey, yarım asır yürürlükte kalmış taban maaş güvencesinin geri gelmesi, devletin verdiği toplantı sözünün tutulması ve 1.611 öğretmenin........

© Medyascope