menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslam Özkan yazdı: TOMA’nın üzerindeki adam

20 0
26.05.2026

Son güncelleme: 26 Mayıs 2026 -

İslam Özkan yazdı: TOMA’nın üzerindeki adam

Bilindiği üzere siyaset özünde tanımlama ve sınıflandırma tekelini ele geçirme mücadelesidir. Sembollerin çatışması laf olsun diye yapılan bir yarış değildir; aksine, egemen olanın kendi dünya görüşünü diğer gruplara tek seçenek olarak kabul ettirmesidir. Buna sembolik şiddet de denir. Kamusal alanda hangi heykelin duracağı, hangi kıyafetin makbul sayılacağı veya terör, özgürlük, beka gibi kavramların nasıl tanımlanacağı üzerine yürüyen kavga, buna örnek verilebilir.

Kitleler büyük ölçüde nesnel gerçekliklerden ziyade sembolik kurgulara tepki verir. Siyasette çatışan taraflar, sürekli olarak imajlar yaratırlar. Tehdit ve kurtarıcılardan oluşan bu sembollerin çatışması, kitlelerin korkularını ve umutlarını kendi tarafına çekme yarışıdır. Bir liderin sade bir sofra fotoğrafı vermesi ile görkemli bir saray dekoru kullanması, iki farklı politik imgelemin sembolik rekabetidir.

Özellikle Pierre Bourdieu’nun geliştirdiği bu sembolik sermaye ya da sembolik şiddet teorisini son olaylara uygulayabiliriz. Buna göre son CHP’nin 38. Olağan Genel Kurulu’yla ilgili istinafın verdiği “mutlak butlan” kararının topluma anlatılması meselesi tamamen tanımlama tekelini eline alma yarışıdır. Kararın hukuksuz olmasının bir önemi yoktur, önemli olan bunu öncelikle kendi tabanının ardından da toplumun kabul edebileceği bir şekilde anlatılmasıdır. Tabii burada toplum derken iktidarın aslında toplumun daha çok alt kesimlerini hedef aldığını söylemek gerekir. 

Bütün eleştirilere ve yaşadığı meşruiyet krizine rağmen AKP’nin, elinde tuttuğu devasa medya gücü sayesinde hâlâ rıza imalatı ve hikâye üretme gücü vardır. Bu rıza imalatının başında liderin karizmasını korumak gelmektedir. Bu yüzden de yargı sopasını kullanan iktidar, dikkat edin sosyal medyada başka eleştirilere daha toleranslı yaklaşırken, özellikle Eroğan’a yönelik herhangi bir saldırıya karşı aşırı tepki vermektedir.

Ancak demokrasilerde alt kesimlerin oy vermesi, onların gerçekten karar alıcı olduğu anlamına gelmez. Demokrasi, elitlerin en rahat hareket ettiği alandır. Üst kesim kitlelerin duygularını, inançlarını ve öfkelerini manipüle ederek onları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirir. Alt kesim kendi iradesiyle karar verdiğini sanırken, aslında sadece önüne konulan elit ittifaklarından birini seçmektedir. Burası başka bir konu, biz esas anlatmak istediğimiz olguya dönelim…

Zira AKP’nin anlatısının ve sembolik şiddetinin temelinde Erdoğan yatmaktadır, bu ikonik imgelem korunduğu sürece kalenin düşme ihtimali zayıf, hatta........

© Medyascope