menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gökhan Bacık yazdı: Kürt açılımı hangi barışı getirecek? Üç barış teorisi

24 0
06.12.2025

Bütün krizlere rağmen ikinci Kürt açılımı süreci kendi istikametinde ilerliyor. Elbette hâlâ riskler var ve bunlardan bazıları sürecin çökmesine yol açabilir. Bu ihtimali şimdilik bir kenara bırakırsak, karşımızdaki kritik soru şu: İkinci Kürt açılımı süreci başarıyla sonuçlanırsa bize nasıl bir barış sunacak?

Bu sorunun cevabını şimdiden tam olarak kestirmek mümkün olmasa da, kuramsal olarak sürecin üretebileceği “barış” modellerini hayal etmek mümkün. Türkiye siyasetinin doğasını, politik kültürün özelliklerini, Kürt sorununun dinamiklerini ve Türkiye’deki devlet geleneğini göz önünde bulundurduğumuzda, ikinci açılım sürecinin üç farklı ihtimalden biriyle sonuçlanabileceğini öngörmek mümkün.

İdeal barış modeline göre Türkiye demokratikleşir ve hukuk devleti haline gelirse, Kürt sorunu büyük ölçüde çözülmüş olur. Halihazırda sürece itiraz eden bazı çevreler, esasen bu modele dayanıyor.

Bu bakış açısına göre Türkiye zaten demokratik ve hukuk devleti olsaydı, Kürt sorununun ortaya çıkardığı pek çok mesele kendiliğinden ortadan kalkardı. Bu nedenle hükümetin Abdullah Öcalan ile pazarlık yapmak yerine demokratikleşmeye öncelik vermesi gerektiği savunuluyor. Bu görüşü savunanlar, ikinci açılım sürecinin demokratikleşme getirmeden sadece Kürtlerle pazarlık yapmasının sonuçsuz kalacağını düşünüyor.

Ne var ki, Türkiye’de ideal barış iki nedenle mümkün değil.

Birinci neden, Türkiye’nin sosyal, siyasi, bürokratik ve akademik kapasitesinin, Kürt sorununu çözecek kadar bir demokratikleşme süreci üretememesi. Türkiye yeni kurulmuş bir ülke değil; geçen yüzyıl boyunca Türk aydınının, toplumunun ve devletinin neleri yapıp yapamayacağını gördük. Gerçekçi olmak gerekirse, Kürt sorunu gibi büyük bir meseleyi içine alarak çözebilecek bir demokratikleşmenin Türkiye’de mümkün olduğunu düşünmek hayalcilik olur.

Bu durum sadece erken dönem Kemalist rejimin hatalarının sonucu değil. Bir asırlık devletin neredeyse 30 yılını AKP yönetti. Dolayısıyla Kürt sorununun neden çözülemediğini sürekli erken dönem Kemalizm’e atfederek açıklamak mümkün değil. Popülist bir şekilde söylersek, Selahattin Demirtaş’ı bu kadar süredir içeride Kılıç Ali tutmuyor. Türkiye’nin Kemalist ve post-Kemalist dönemi, demokratikleşememe konusunda birbirine oldukça, neredeyse bir ikiz kardeş kadar, benziyor.

İkinci neden ise daha yapısal ve zor: Türkiye’de pek çok kişi demokratikleşme ile Kürt sorunu arasında yanlış bir ilişki kuruyor. Yani demokratikleşmenin artık bir kimlik meselesi haline gelen Kürt sorununu........

© Medyascope