Yeni İktidar: Kararsızlar Partisi – Melih Demirel Yazdı
Türkiye’de bugün sandığa gitse, pusulada en kalabalık hanenin adı artık: Kararsızlar Partisi.
Ne logosu var, ne genel başkanı, ne de bir örgütü… Ama sayısı var. Hem de az buz değil.
Bir anket firmasının bu ay 26 ilde yaptığı ve kamuoyuyla paylaştığı son çalışmaya göre, “kararsızım” diyenlerle “sandığa gitmem” diyenlerin toplam oranı yüzde 33,4. Bu veri tek başına bir anomali değil. Son aylarda kamuoyuna yansıyan neredeyse tüm araştırmalarda bu oran yüzde 30 ile 40 arasında gidip geliyor.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Bu, Türkiye’de artık siyasetin umut üretmediği, aksine umut tükettiği anlamına geliyor. Sandığa küsen, karar veremeyen, “bunlardan bir şey olmaz” noktasına gelmiş milyonlar, bir tercihsizliğin değil; bir güvensizliğin fotoğrafıdır. Ve bu fotoğraf, ne yazık ki her geçen gün daha da kararıyor.
Güven Dibe Vurduysa, Sorumlu Kim?
Bu tablonun birinci sorumlusu elbette iktidardır.
Yıllardır anlatılan “istikrar”, “büyüme”, “yerli ve milli ekonomi” masalları, vatandaşın mutfağında duvara tosladı. Ekonomi politikaları artık iktidarı sadece yıpratmıyor, sallıyor. Hayat pahalılığı soyut bir kavram değil; elle tutulur, gözle görülür, cüzdanla hissedilir bir gerçekliktir. Bugün memlekette salatalık, yani bildiğimiz Anadolu tabiriyle ; hıyar, 150 TL olmuşsa; bir kilo sebze lüks kategorisine girmişse, burada artık kimsenin ikbali, kimsenin koltuğu, kimsenin parti içi hesabı önemli değildir. Bir ülkede reva görünen ücret ayın bırakın ortasını daha ceplere girmeden eriyorsa, emeklinin pazar yolundan ayağı kesiliyorsa, gençler “nasıl yaşarım” evresini de geçip, “nasıl kaçarım” noktasına geldiyse, artık ekonomi dediğimiz bu dert, can çekişmiyordur, cenaze pozisyonunu almıştır. Ama hikâye burada bitmiyor. Çünkü toplumun umudu yalnızca iktidarın gitmesiyle yeşermiyor. Yerine ne geleceği de önemli.
Peki Ya Muhalefet?
Tam bu noktada sorulması gereken soru şu:
Hadi iktidar bu iş için gelecek vaat edemiyor … Peki ya muhalefet?
İşte asıl kırılma burada........
