menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müesses Nizamın Kapı Kulları – Melih Demirel Yazdı

25 0
09.06.2026

Dünya ve bilhassa bölgemiz yeni bir kırılma döneminin eşiğindedir. Uluslararası sistemin uzun yıllardır üzerine oturduğu dengeler sarsılmakta, güç merkezleri yeniden şekillenmekte ve devletler, yaklaşan büyük hesaplaşmaların hazırlığını yapmaktadır. Böylesine kritik bir dönemde Türkiye’nin karşı karşıya olduğu mesele yalnızca ekonomik veya siyasi değildir. Asıl mesele, devletin ve milletin geleceğini ilgilendiren stratejik bir yol ayrımında bulunuyor olmamızdır.

Yakın coğrafyamızda yaşanan her gelişme, sınırlarımızın hemen ötesinde yürütülen her operasyon ve bölgemizi yeniden dizayn etmeye yönelik her girişim, Türkiye’nin merkezinde bulunduğu büyük jeopolitik mücadelenin parçalarıdır. İran’dan Suriye’ye, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar uzanan geniş hatta yaşananlar takdir edersiniz ki tesadüfi değildir.

Bu sebeple Atlantik merkezli planların ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin farklı isimler ve farklı yöntemlerle yeniden tedavüle sokulmaya çalışıldığı bir dönemde, Türkiye’nin en büyük ihtiyacı güçlü bir iç cephedir.

Çünkü devletler dışarıdan gelen tehditlere karşı ancak içerideki birlikleri kadar direnebilirler. İç cephesi zayıflayan milletler, en modern ordulara ve en gelişmiş teknolojilere sahip olsalar bile uzun vadede ayakta kalamazlar. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

Bugün Türkiye’nin önündeki en büyük görevlerden biri, artık ideolojik kavgalardan medet uman siyaset anlayışını geride bırakmaktır. Yüzyılı aşan kutuplaşmaların, ezberlerin ve düşmanlıkların bu millete kazandırdığı bir şey yoktur. Sağcı-solcu, ilerici-gerici, laik-antilaik gibi kalıpların içerisine sıkıştırılmış tartışmalar, milletin enerjisini tüketmekten başka bir işe yaramamıştır.

Önümüzdeki dönem; sloganların değil aklın, öfkenin değil........

© Medya Siyaset