Muhalefet hariç herkes davetli…
Her yıl Nisan ayında Antalya’da büyük bir tiyatro sahneleniyor. Sahne dekorasyonu muhteşem: Belek’in lüks kongre merkezi, 150 ülkeden 5.000 katılımcı, 20’den fazla devlet başkanı, 50’yi aşkın bakan. Tema bu yıl özellikle seçilmiş: “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek.”
Belirsizliklerle baş etmek. Güzel.
Peki ya Türkiye’nin kendi iç belirsizlikleri? Seçilmiş belediye başkanları cezaevinde, muhalefet liderleri yargılanıyor, muhalefet partileri foruma davet edilmiyor. Bunlar “belirsizlik” sayılmıyor mu, yoksa bunlar zaten “tasarlanmış” mı?
“Çok taraflı diplomasi” tek taraflı sahnelenince
Antalya Diplomasi Forumu (ADF), Türkiye Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde düzenleniyor. Bu cümleyi bir daha okuyun: Cumhurbaşkanı’nın himayesinde.
Yani bu forum, bir devletin çok taraflı diyalog platformu değil; bir iktidarın uluslararası vitrin projesidir. Farkı önemlidir. Birincisinde muhalefet de masada olur, eleştirel sesler de duyulur, rahatsız edici sorular da sorulur. İkincisinde ise sahne ışıkları özenle ayarlanır, konuklar özenle seçilir, sorular özenle yumuşatılır.
ADF tam olarak ikincisidir.
Türkiye’nin muhalefet partilerinden, sivil toplum kuruluşlarından, bağımsız akademisyenlerinden kaç kişi bu forumda panel konuşmacısı oldu? Kaç muhalif siyasetçi, “Türkiye’nin demokratik gerilemesi” başlıklı bir oturumda söz aldı?
Cevap bellidir. Sormak bile fazladır.
Batı neden gelmiyor? Çünkü vitrin olduğunu biliyor
Batılı ülkelerin ADF’ye “sınırlı ilgi” göstermesi, diplomatik bir nezaket ifadesidir. Gerçek şudur: Batı başkentleri bu forumu ciddiye almıyor; çünkü formatını, işlevini ve niteliğini biliyor.
ADF “networking ve mesaj verme” formatında bir platformdur. Kimin mesajı? İktidarın........
