menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bitmeyen rekabet ve hamasetin gölgesinde Türkiye’nin sınavı…

18 0
17.07.2026

Akdeniz, tarih boyunca büyük güçlerin nüfuz kavgasına sahne oldu; her dönem farklı aktörlerin hamleleriyle yeniden çizilen, dinmek bilmeyen bir rekabet havzasına dönüştü.

Hatırlayalım: ABD, 1973 Yom Kippur Savaşı’nın sonuçları üzerinden Orta Doğu siyasetini kurgularken, dönemin Avrupa Ekonomik Topluluğu “Avrupa-Arap Diyaloğu”nu başlatıp bölgeyle uzun soluklu iş birliğinin temelini atıyordu.  Türkiye ise 1974 Barış Harekatı’yla Kıbrıs’a kalıcı olarak yerleşiyordu.

Washington 1978 Camp David’le Orta Doğu ve Akdeniz’deki siyasi-askeri varlığını sağlamlaştırırken, Avrupa daha çok işin “refah, istikrar ve ekonomik reform” boyutuna, yani kendi güvenliğine ve enerji arzına odaklanmayı seçti. Adada ise KKTC’nin doğuşuna şahit oluyorduk.

1990’ların sonu ve 2000’lerin başı, Avrupa ile ABD’nin bölgeyi kendi tasavvurlarına göre biçimlendirme çabasının doruğuydu. AB, “Akdeniz İçin Birlik” süreçleriyle güneyinde bir barış ve serbest ticaret alanı kurmayı hayal ederken; ABD, 11 Eylül sonrasının müdahaleci “Büyük Orta Doğu Projesi”ni aynı anda devreye soktu. Ancak ne Washington’ın güvenlik ve dönüştürme odaklı şahin çizgisi ne de Brüksel’in yumuşak güce dayalı entegrasyon vizyonu tuttu; ikisi de Akdeniz’in sert gerçekliğine çarpıp dağıldı. Bu sırada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Avrupa Birliği’ne üye olarak, AB’yi bölgede kalıcı hale getirdi. Suriye ve Libya iç savaşları, merkezinde İsrail’in olduğu kesintisiz çatışmalar ve Arap Baharı’nın enkazı; yapısal işsizliği, demokratikleşemeyen rejimleri ve Akdeniz’in devasa bir “göçmen mezarlığına” dönüşmesini miras bıraktı. Enerji ise gündemdeki yerini hep korudu, hatta zirveye taşındı; artık bölge siyasetinde enerji İsrail’in güvenliğiyle eş zamanlı konuşulur hâle geldi.

Çok kutuplu Akdeniz ve enerji savaşları

Bugün Akdeniz, yalnızca ABD ile AB’nin at koşturduğu iki kutuplu bir havza değil. Biraz gerilemiş olsa da Rusya, Suriye’deki Tartus ve Hmeymim üsleriyle bölgede kalıcı bir ana oyuncuya dönüştü;........

© Medya Günlüğü