Bir “kurultay mühendisliği” ve Deniz Baykal sonrası CHP…
Türk siyasi tarihi, sonuçları itibarıyla on yıllara uzanan etkiler yaratan ancak aslında sadece birkaç güne sığan derin kırılmalarla doludur.
Mayıs 2010’da Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan ve yalnızca 15 gün süren o baş döndürücü süreç, tam da böyle bir kırılma anıdır. Deniz Baykal’ın istifasıyla başlayan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna oturmasıyla sonuçlanan bu dönemi salt bir “kaset skandalı” veya “kendiliğinden gelişen bir değişim rüzgârı” olarak okumak, siyasetin arka planındaki güç dengelerini okuyamamak demektir.
Gelin, o 15 günlük takvime liderlik, örgüt hafızası ve parti içi mühendislik ekseninden, spesifik olarak da dönemin en kudretli ismi Önder Sav’ın hamleleri üzerinden yeniden bakalım.
7 Mayıs şoku ve komplo söylemi
Her şey 7 Mayıs 2010 gecesi, Metacafe adlı sitede yayınlanan o malum görüntülerle başladı. Deniz Baykal, başlangıçta bu olayı savuşturabileceğini düşünse de, siyasi atmosferin ve medya baskısının ağırlığı durumu hızla içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Baykal meseleyi derhal bir “siyasi suikast” olarak tanımladı; hükümeti ve dış güçleri işaret etti.
10 Mayıs ve “Pensilvanya” mesajı
Skandalın patlak vermesinden sadece üç gün sonra, 10 Mayıs’ta Baykal kameralar karşısına geçip istifasını açıkladı. Bu sıradan bir veda değildi. Yaklaşık 16 yıl süren kesintisiz genel başkanlığın ardından “Pensilvanya’dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inanıyorum” diyerek yıllarca........
