menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilişsel maliyet tasarımı

24 0
23.09.2026

Mevcut pazar dinamikleri, yapay zekâ modellerinin uzun vadede teknoloji tekellerine değil, elektrik şebekesi veya baz istasyonu gibi düşük marjlı “altyapı sağlayıcılarına” dönüşeceğine ve sundukları hizmetin de bir tür emtia haline geleceğine işaret ediyor. Aslında hikâye yeni değil. Telekom şirketleri son 20 yılda sundukları mobil veri hacmini binlerce kat artırdı ama esas değeri onların altyapısını kullanan girişimler yarattı ki bugün onları “Big Tech” olarak anıyoruz. Yapay zekâ ekosisteminde halen devasa “frontier” modellerin rüzgarı eserken, bir yandan da sessizce ama kararlılıkla şu kritik soru dillendiriliyor: Her talep veya görev için en yüksek işlem gücüne sahip ve dolayısıyla en pahalı modele gerçekten ihtiyacımız var mı? Benedict Evans’ın da dikkat çektiği bu soru, kullanıcı deneyimi (UX) açısından bir altyapı tercihinin ötesinde önem arz ediyor.

‘Yeterince iyi’ ve ücretsiz: Yerel modellerin yükselişi

Bir akıllı telefonda yerel olarak çalışan küçük ölçekli ve açık kaynaklı modeller, kullanıcılara internet bağlantısı dahi gerekmeden “yeterince iyi”, hızlı, mahrem ve ücretsiz bir deneyim sunabiliyor. Öte yandan, karmaşık analizler veya üst düzey akıl yürütmeler gerektiren durumlarda nitelikli cevaplar sunabilmek için bulut tabanlı API çağrıları ve muazzam bir token harcaması gerekebiliyor. Son dönemde maliyet-etkin performansıyla öne çıkan yeni nesil açık modellerin pazarı hareketlendirmesi, devasa ve pahalı sistemlerin tek alternatif olmadığını açıkça gösterdi. Bu ayrım, kullanıcı deneyimi tasarımcılarının ve birlikte çalıştıkları geliştiricilerin önüne yepyeni bir sorumluluk koyuyor.

Sözkonusu sorumluluğu........

© MediaCat