menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yokluğun üretimi: Freud’dan Marx’a

7 0
12.06.2026

Sigmund Freud’un işaret ettiği şey, ilk bakışta bireysel bir psikoloji önermesi gibi görünür: haz, yoklukla anlam kazanır. Açlık olmadan doyumun, yalnızlık olmadan temasın, yoksunluk olmadan sahip olmanın değeri yoktur. Ancak bu düşünce, yalnızca bireyin iç dünyasına ait değildir; aksine, tarihsel olarak örgütlenmiş bir toplumsal düzenin de temel mantığını ele verir.

Çünkü eksiklik, sadece hissedilen bir durum değil; aynı zamanda üretilen bir durumdur.

Karl Marx’ın kapitalist üretim ilişkilerine dair çözümlemesi tam da bu noktada Freud’un sezgisini tarihsel bir zemine oturtur. Kapitalizm, ihtiyaçları karşılamak için değil, ihtiyaçları sürekli yeniden üretmek için işler. Meta bolluğu içinde yaşayan birey, paradoksal biçimde sürekli bir yoksunluk hissiyle baş başa bırakılır. Çünkü sistem, tatmin olmuş bir özne istemez. Tatmin, tüketimin sonudur; oysa kapitalizm için süreklilik esastır.

Dolayısıyla haz, bireysel bir deneyim olmaktan çıkar, politik bir araca dönüşür.

Kapitalist düzen, eksikliği ortadan kaldırmak yerine onu organize eder. Reklamlar, algoritmalar, kültürel kodlar… Hepsi bize aynı şeyi fısıldar: “Henüz tamam değilsin.” Bu eksiklik........

© marksist.org