Anneler, Babalar: Suçlu Sizsiniz!
Anneler, Babalar: Suçlu Sizsiniz!
Muhammed Zahir Yıldız
Modern hayatın beraberinde getirdiği disiplinsizlik, bencillik ve edepten yoksun yaşam tarzı bugün hemen her vicdanı rahatsız etmektedir.
Kime dokunsanız bir ah işitiyorsunuz; toplumun her kesimi gidişattan şikâyetçi fakat kimse samimi ve kalıcı bir çözüm yolu ortaya koyamamaktadır.
Eskiden aileler, çocuklarının elinden tutar; âlimlerin, ariflerin sohbet meclislerine götürürlerdi. O meclislerde yetişen gençler, sadece dini bilgi edinmekle kalmaz; sükûneti, vakarı, büyüklere hürmeti ve birlikte yaşamanın zarafetini—yani adab-ı muaşereti—bizzat yaşayarak öğrenirlerdi. Bugün ise sohbet halkaları boşalmış, aile içi ve toplumsal gönül bağları zayıflamıştır.
Gerçekten bu derin yozlaşmanın sebebi sadece modern hayatın cazibesi midir? Yoksa ebeveynlerin söylemleri ile eylemleri arasındaki o derin uçurum mu? Dünya telaşına dalıp evlatlarını ruhsal bir öksüzlüğe terk eden anne ve babaların bu süreçte hiç mi payı yoktur? Sosyolojik bir tespitle ifade etmek gerekir ki; bir toplumun ahlaki mimarisi, ailede atılan temellerle şekillenir. Psikolojik açıdan ise çocuk, yetişkinlerin kendisine sunduğu süslü nasihatleri değil, gözlemlediği somut davranışları benimser. Çocuğun zihinsel ve ahlaki gelişimi, çevresindeki rol modellerin tutarlılığı oranında sağlıklı ilerler. Bu yazıda asıl amacımız, ebeveynlerin çocuklarına verdikleri nasihatler ile kendi yaşam tarzları arasındaki tezatı incelemektir.
Evine gelen misafirleri izzet ve ikramla ağırlar, son derece samimi gülücükler dağıtır. Fakat o misafir kapıdan çıkar çıkmaz arkasından gıybetini yapar, ağır ve incitici sözler söyler. Bütün bu tiyatroyu sessizce izleyen bir çocuğun zihninde tek bir net sonuç........
