menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortak Geleceğin Yolu: Yasakla Değil, Güvenle

8 0
05.05.2026

Ortak Geleceğin Yolu: Yasakla Değil, Güvenle

Ortak Geleceğin Yolu: Yasakla Değil, Güvenle

Türkiye’de Kürt meselesi yıllardır konuşuluyor. Ama ne yazık ki çoğu zaman insanların hayatı değil, siyasetin dili konuşuluyor. Oysa bu mesele yalnızca bir başlık değildir. Bu mesele bir annenin yüreğidir. Bir babanın uykusuz gecesidir. Bir gencin yarım kalmış hayalidir. Bir çocuğun okul yolunda taşıdığı sessiz yüküdür.Bazen uzun uzun tartışıyoruz ama en temel soruyu sormayı unutuyoruz: Bu ülkede insanlar ne istiyor?Aslında cevap çok açık. İnsanlar huzur istiyor. Adalet istiyor. Çocuğunun iyi eğitim almasını istiyor. Kendi memleketinde çalışmak, üretmek, başı dik yaşamak istiyor. Evine ekmek götürmek, geleceğe umutla bakmak istiyor.Bunlar büyük laflar değil. Bunlar hayatın kendisi.Ama yıllar boyunca Kürt meselesi çoğu zaman toplumun gerçek ihtiyaçlarından uzaklaştırıldı. Güvenlik kaygıları, siyasi hesaplar, önyargılar ve güç mücadeleleri bazen insanın önüne geçti. Bunun bedelini ise yalnızca bir kesim değil, hepimiz ödedik.Kaybedilen yıllar oldu.Göç etmek zorunda kalan gençler oldu.Potansiyeli büyüyemeyen şehirler oldu.Biriken kırgınlıklar oldu.Ve en acısı, birbirinden uzaklaşan gönüller oldu.Burada çok açık bir gerçeği söylemek gerekiyor: Kürt meselesi birkaç kişinin ya da belli siyasi çevrelerin ayrıcalık alanı değildir.Bir halkın dili, kültürü, hafızası ve beklentileri dar siyasi hesapların konusu haline geldiğinde toplum kazanmaz. O zaman sadece belli çevreler güç kazanır. Ama halkın hayatı aynı yerde kalır.Oysa mesele birilerinin alanını büyütmesi değil, çocukların geleceğini büyütmesidir.İşte tam bu noktada vicdanımıza dönüp sormamız gereken bir soru var:Yıllardır süren bütün bu gürültüden sonra gerçekten kim kazandı?Eğer hâlâ gençler memleketinden ayrılıyorsa…Eğer hâlâ işsizlik yüksekse…Eğer hâlâ yatırım yeterince gelmiyorsa…Eğer hâlâ aileler çocuklarının geleceği için kaygı duyuyorsa…O zaman durup yeniden düşünmek gerekir.Çünkü bir toplumun gerçek hayatı sloganlarla kurulmaz.Bir annenin derdi slogan değildir.Bir babanın derdi tartışma değildir.Bir gencin derdi siyasi cümleler değildir.İnsanlar hayat istiyor.Güven istiyor.Normal bir gelecek istiyor.Burada özellikle üzerinde durulması gereken en önemli başlıklardan biri ana dilde eğitim meselesidir.Açık konuşmak gerekirse ülkemiz bu konuda yıllarca önemli bir fırsatı doğru değerlendiremedi.Ana dilde eğitim hakkı çoğu zaman yanlış anlaşıldı. Sanki bu talebin kabul edilmesi ülkenin birliğine zarar verecekmiş gibi bir korku üretildi. Kimi zaman konu güvenlik tartışmalarına sıkıştırıldı. Kimi zaman hiç konuşulmadan ertelendi.Oysa bir çocuğun kendi ana dilinde öğrenmeye başlaması son derece doğal bir şeydir.İnsan en iyi bildiği dilde düşünür.En iyi bildiği dilde anlar.En iyi bildiği dilde kendini ifade eder.Bu yalnızca eğitim meselesi değildir.Bu aynı zamanda insanın kendisini görülmüş hissetmesi meselesidir.Bir çocuk okul kapısından içeri girdiğinde kendi kimliğini geride........

© Mardin Life