menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okullardan Yükselen Ramazan Coşkusu Ne Anlatıyor?

7 41
07.03.2026

Türkiye son haftalarda dikkat çekici bir toplumsal coşkuya şahit oluyor. Okullarda düzenlenen Ramazan etkinlikleri, beklenenden çok daha hızlı bir şekilde ülke geneline yayıldı. Kimi marjinal çevreler bu tabloyu popülizm olarak yorumluyor. Ancak sahaya bakıldığında görülen manzara, siyasi tartışmaların ötesinde sosyolojik bir gerçeğe işaret ediyor: Toplum, uzun süredir bastırılmış aidiyet duygusunu yeniden görünür kılıyor. Çocukların heyecanı, velilerin sahiplenişi ve öğretmenlerin gönüllü katılımı şunu açıkça ortaya koyuyor. İnsanlar kendilerine ait olduğunu düşündükleri bir değerin kamusal alanda yeniden yer bulduğunu hissediyor. Asıl mesele de burada başlıyor.

Türkiye’nin modernleşme tecrübesi boyunca din ile kamusal alan arasındaki ilişki çoğu zaman gerilimli oldu. Dini semboller ve pratikler dönem dönem tartışmanın merkezine yerleşti; bazen mesafeli durulması gereken unsurlar gibi görüldü. Oysa toplumun kültürel dokusu hiçbir zaman tamamen değişmedi. Bastırılan kimlikler ortadan kaybolmaz; yalnızca uygun zamanı bekler. Bugün okullarda ortaya çıkan atmosfer, biraz da bu birikimin dışa vurumu olarak okunmalı.

Tam bu noktada tartışmanın başka bir boyutu daha ortaya çıkıyor. Ramazan etkinliklerine sert biçimde karşı çıkan bazı marjinal çevrelerin, daha düne kadar okullarda yapılan Noel kutlamalarına ya da Cadılar Bayramı etkinliklerine karşı çıkmak bir yana, bunları kültürel çeşitlilik adına desteklemiş olmaları dikkat çekiyor. Toplumun kendi geleneğine mesafeli durulurken dışarıdan gelen kültürel pratiklere gösterilen hoşgörü, eleştirilerin tutarlılığı konusunda soru işaretleri doğuruyor. Bu çelişki, tartışmanın aslında pedagojik değil, zihinsel ve kültürel bir ayrışmaya işaret ettiğini düşündürüyor.

Oysa milletler kimliklerini unutarak değil, hatırlayarak güçlenir. Uzun yıllar boyunca sessiz kalan toplumsal damar, artık kendini saklama ihtiyacı duymadan ortaya çıkmaktadır. Okullarda yükselen Ramazan coşkusu, yalnızca bir etkinlik takviminin sonucu değil; toplumun kendi değerleriyle yeniden barışmasının sembolüdür.

Elbette hiçbir toplumsal dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmez. Siyasi irade ve bürokratik kararlılık belirli eşiklerin aşılmasında önemli rol oynar. Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin döneminde eğitim politikalarında atılan bazı adımlar ile paralel olarak geçmişte çeşitli çekinceler nedeniyle gündeme alınamayan uygulamaların önünün açıldığı görülüyor. Eğitim kurumlarının toplumun kültürel gerçekliğiyle daha uyumlu bir zemine taşındığını düşünenlerin sayısı az değil.

Bu tartışmanın gençlik boyutu ise belki de en kritik nokta. Uzun zamandır gençlerin kimlik ve anlam arayışı üzerine sayısız analiz yapılıyor. Bağımlılık, şiddet ve yönsüzlük tartışmaları sık sık gündeme geliyor. Manevi referansların güçlenmesinin gençler için bir denge unsuru olacağını savunan uzmanlar, okullarda oluşan atmosferi bu açıdan umut verici buluyor. Çünkü gençler aidiyet hissini güçlendirdikçe, geçici yönelimlerin etkisinden daha kolay sıyrılabiliyor.

Bugün yaşananları yalnızca bir eğitim uygulaması olarak görmek eksik olur. Aslında tanık olduğumuz şey, toplumun kendi kimliğiyle yeniden temas kurma çabasıdır. Bu süreç doğal olarak tartışmalar doğuracaktır; çünkü her toplumsal değişim aynı zamanda bir zihniyet mücadelesidir. Bugün okullarda hissedilen coşku, aslında bir neslin yeniden kendini tanıma sürecidir. Bu nedenle yaşananları yalnızca pedagojik bir uygulama olarak görmemeliyiz. Bu, bir kimlik hatırlayışıdır; bir özgüven inşasıdır; uzun süre bastırılmış bir toplumsal enerjinin yeniden akışa geçmesidir.

Elbette bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmedi. Siyasi irade ve kararlılık olmadan toplumsal eşikler kolay aşılmaz. Yıllarca bürokratik çekinceler, alışılmış korkular ve statükonun gölgesi altında atılamayan adımlar, bugün daha cesur biçimde hayata geçirilmektedir. Bu anlamda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in attığı adımlar, eğitim alanında uzun süredir bekleyen değişimlerin önünü açmış; okulları toplumun kültürel gerçekliğiyle daha uyumlu bir zemine taşımıştır. Şu bir hakikat ki işi ehline verdiğinizde zor görünen meseleler birer birer çözülmeye başlar. Kararlılık, tereddüdün yerini aldığında toplum da yönünü daha net görür. Bugün eğitim kurumlarından yükselen atmosfer, tam da bu güven duygusunun sonucudur.

Bu yolu açtığına inanılan siyasi liderlik ve eğitim politikaları, milletimiz tarafından tarihsel bir kırılma noktası olarak değerlendirilmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in isimleri, bu dönüşümün mimarları olarak anılacaktır. Sonuç olarak bugün tanık olduğumuz tablo, yalnızca Ramazan etkinliklerinin yayılması değildir. Bu, bir milletin kendi kökleriyle yeniden temas kurmasının hikâyesidir. Ve tarih bize şunu defalarca göstermiştir ki kendi değerleriyle barışan toplumların yürüyüşünü hiçbir ideolojik rüzgâr uzun süre durduramaz.


© Maarifin Sesi