Makam Sevgisi
Yıllar evvel, hasbelkader göreve başladığım kurumda on kadar arkadaşla sohbet ediyorduk. Sohbetin muhtevası -farklı şekilleri olsa da- âdeta “Tilkinin yüz masalı vardır, doksan dokuzu tavuk üzerine.” atasözünün tezahürü gibiydi. Çoğunun, özellikle gençlerin gönlünde yatan birer aslan olduğu konuşmalardan anlaşılıyordu. Kimi il müdürü olma kimi Bakanlığın merkez teşkilatına kapak atma arzusundaydı.
Bir fırsatını bulup onlara bulunduğumuz kurumda geçmişten günümüze kaç müdürün görev yaptığını sordum. Elbette bilmeleri mümkün değildi. Görevde olan dâhil, görev yapan müdürleri geriye doğru saymalarını istedim. İş birliği yaparak saydık. Dağa doğrusu saymaya çalıştık. Beşinci veya altıncıdan sonra aklımız şaştı, isimler karşıtı. Şu muydu, bu muydu demeye başladık.
Peki, anlı şanlı bakanlarımızın isimlerini sayabilir miydik? Sondan başlayıp geriye doğru saymayı denedik. Altıncı veya yedincide şaşırdık. Bu konuda yaptığımız iş birliği de bir işe yaramadı. Yedinin üstüne çıkamıyorduk. Velhasılıkelam, unutulmuşlardı.
Makamdan bahsediyorum makamdan. Bu, ne musikideki makam ne de tasavvuftaki makam. Başka da değil. Bu makam, TDK Güncel Türkçe Sözlük’te “Devlet kademesinde yüksek ve önemli memuriyet.” anlamı verilen; “huzur, mansıp, mevki, merci” kelimelerine karşılık olarak da kullanılan makam. Ele aldığımız şekliyle Kâmûs-ı Türkî’de “Durulan yer, durak, mekân, mahal, mansıp, mesned, büyük memuriyet.” anlamları verilen kelimeye Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te “Devlet kademesinde yüksek mevki, yüksek ve önemli memuriyet, mansıp, câh.” anlamları verilmiş.........
