İlla Edep!
Yıllar önce meşhur televizyon dizilerinden birinin bir okulda çekilmesi gereken sahneleri için izin talebinde bulunuldu. Önceki bölümlerinden hatırladığım kadarıyla dizideki öğrencilerin kıyafetleri dağınık, bazı konuşmaları uygunsuzdu. İzin vermek istemedim. Hâl böyle olunca sağdan soldan telefonlar gelmeye başladı. “Sizden önce izin verilmiş, siz niçin vermiyorsunuz?” Yetkili birisinin gelmesini istedim. Yönetmen yardımcısı geldi. Durumu izah ettim. “Ama böyle öğrenciler var!” deyince öyle öğrenciler var diye dizide de olması gerekmediğini, okul ortamıyla ilgili sahnelerde hassasiyet gösterilmesini istedim. Bir de aba altından sopa gösterdim. “Eğer düzeltmezseniz bir daha izin alamazsınız.”
Cahil, cesurdur. Ben de işin cahiliyim. Farz et ki köyden yeni gelmişim. Karşımda kocaman bir televizyon kanalı, milyonların seyrettiği bir dizi. Gerçi izini ben verdim, baklava başkasına geldi. Şaka bir yana, bahsettiğim tepkiyi ahlaki kaygılarımdan dolayı gösterdim. O günden sonra ara sıra göz ucuyla baktığım dizinin ilgili sahnelerinde hissedilir düzelmeler oldu.
Günümüzde sosyal medyadaki bazı paylaşımlar, paylaşımlara yapılan yorumlar, haberler, televizyon programları, diziler, genç yaşlı demeden sokakta görülüp konuşulanlar karşısında “İlla edep!” demeden edemiyor aklıselim sahibi insan.
Yaklaşık iki yıl öce yazdığım Ahlak Meselemiz başlıklı yazımda “Toplum olarak bir ahlak sorunumuz var mı, yok mu?” diye sormuştum. Bu soru hayatımızın her safhası, her alanı için hâlâ geçerli. Hayatımızın ortasında, kıyısında, köşesinde karşılaştığımız pek çok problemin temelinde ahlak meselesi yok mu? Sanayide, teknolojide, bayındırlıkta, ekonomide gelişiyoruz da ah şu ahlak meselesi… Orada acayip bir kördüğüm var ki onu bir türlü çözemiyoruz.
Bilenler bilir. Söyleyeni belli........
