Gençlerimiz neden hırçın?
Gençlerimiz neden hırçın? Son sıralarda akran zorbalığından söz ediyorduk. Şimdi de okul baskınlarından ve cinayetlerinden söz ediyoruz. Bunun derin nedenleri olmalı. Bunu yüzeysel bir güvenlik meselesi olarak geçiştiremeyiz. Ontolojik/varlıksal bir kaygının dışa vurumu olmalı. Ontolojik bir dönüşümden geçiyoruz ve yaşananlar da bunun emareleri. Kıyamet öncesi dünyada insanlar niçin öldürüldüklerini bilmeyeceklermiş. Sıradan bir kurşun sizi de bulabilir. Katil ile maktul arasında birebir ilişki olmayabilir. Yanlış bir zamanda yanlış bir yerde olabilirsiniz. Kimileri kolaycılığa kaçıp meseleyi güvenliğe bağlamak istiyor. Bu derin meselenin üstünü örtme çabasıdır. Zaten çocuğun babası polis değil mi mesele güvenlik zaviyesinden halledilebilseydi aileden böyle bir öğrenci çıkmazdı. Çok boyutlu ve çok aşamalı bir mesele. Toplumsal duyarlılıkla bu aşamalardan her birinde suçun diğer bir aşamaya atlamasına izin vermemeliyiz. Aşamalar arasında bent olmalıyız. Hazreti Ömer’e bir suçlu getirirler. Adam affını ummaktadır. Suçlu affedilmesini ve rahim ve rahman gibi isimlerle muamele edilmesini istiyor. Hazreti Ömer ona ibretamiz bir cevap veriyor: Sen o isimlerin sınırlarını aşmışsın. El Adl ismine takılmışın. Bunun gereği yapılmalıdır. Bunu toplumsal hayata uyarlayacak olursak; güvenlik meselesinden önce yapılacaklar çok iş ve aşama var. Okul kuru bilgilerin verildiği bir yer değil bir ocak olacak ve gençlere idealizm kazandırılacak. Eğitim yerine sadece öğretim veriliyor. Sorun burada.
Okul şefkat ve merhametin hatırlandığı ve uygulandığı yer olacaktır. Halbuki kimi okullarda kazanma politikası veya anlayışı yerine ittirme anlayışı egemen. Avrupa’da köpekler değil sahipleri eğitiliyor. Dolayısıyla öğrenciden evvel öğretmenleri eğitmeliyiz. Nitelikli öğretmen kadrolarına ihtiyacımız var. Onlar kendilerini talebeye adayacaklar. O zaman mesleklerinin hakkını vermiş sayılırlar. Sorunları ve istikballeriyle ilgilenecekler. Öğrencinin güvenini kazanmış öğretmenlere saygı esastır. Oysa ki ideallerini kaybetmiş öğretmenler eğitim kadrosunun yükü haline gelirler. Onlar hakkında eğitimin nihayetine geldiklerini düşünemeyiz. Türkiye gibi ülkelerde de gençler kadar onları eğitenler de eğitilmeli. Hepimiz farklı seviyelerde eğitime devam etmeliyiz. Bir öğretmen........
