Sokrat’ın “Öğretmen-Ebe” Yaklaşımı ve Fıtrat Eğitimi
Atinalı bir bilge Sokrates (MÖ 469-399) batı düşüncesinin köklerinde yatan temelleri oluşturmuş bir düşünürdür.
Yazılı bir eseri yok. Öğrencilerinden öğreniyoruz onu.
Sokrates’in eğitim anlayışında, bir öğrenen ile öğreten ilişkisi yoktur, tıpkı ebenin gebe bir kadının bebeği doğurmasına yardım etmesi gibi ebe ile doğum yapacak kişi vardır.
Annesi ebe olan Sokrates de kendisini bir “ebe” olarak konumlandırır.
Buna göre Sokrates’in yönteminde, öğretenin bilgiyi aktardığı, öğrenenin de kendisine aktarılan bilgiyi aldığı bir durum söz konusu değildir: Aksine karşıdakine çeşitli soruların sorulduğu ve cevapların alındığı, cevaba göre yeni soruların sorulduğu ve nihayetinde kişinin kendinde bulunan bilgiyi hatırladığı; günümüz ifadesiyle interaktif bir durum söz konusudur.
Şems suresi 8. Ayette Allah Teâlâ her insana “fücur ve takva” programının yüklendiğini söylüyor.
Sokrat ebe-öğretmen ilişkisinde öncelikle ilk öğretmenler anne/baba ve sonra kademe kademe diğer öğretmenlere şu ilkeyi tavsiye ediyor.
Siz eğitimin bütün aşamalarında “fıtrat” a sadık kalarak ilerleyin.
Atın önüne et, Arslan’ın önüne ot koymayın.
Muhatabınız anne adayı olsun ya da öğrenci onu –kendisinin de kendisini tanımasına yardımcı olma yoluyla– iyi tanıyın ve tanımasını sağlayın.
Bir ebenin görevi kadın hamile kaldığı anda başlar.
Beslenmesi, uykusu, hareketleri v.b. ebe yüzlerce dikkat etmesi gereken kuralları anne adayına öğretir ve rehberlik yapar.
Ebe-Öğretmen ilişkisine en önemli nokta işin merkezinde anne vardır.
Öğretmen-öğrenci ilişkisinde de işin merkezinde öğrenci olmalıdır.
Ebe annenin dışarıdan destekle içinde büyüttüğü bebeğin dışarıya çıkmasını sağlar.
Öğretmen de çocuğun akıl ve kalbinde besleyip büyüttüğü bilgilerin dışarıya........
