Gecenin Beşinde Dünya Daha Net Görünüyor
Ve yine önümde dünya gündemi.
Herkes uyuyor, ben satır aralarında dolaşıyorum.
Bir haber bitiyor, diğeri başlıyor.
Bir kriz kapanmadan diğeri açılıyor.
Bazen kendime soruyorum:
Neden bu kadar bakıyorum?
Neden bu kadar derine iniyorum?
Çünkü artık şunu çok net hissediyorum:
Biz sadece haber okumuyoruz…
Bir dönemin kırılışına şahitlik ediyoruz.
Ve bu öyle gürültülü, bağıran bir kırılma değil.
İnsan bazen en büyük değişimi,
en az ses çıkan yerde fark eder.
Çok zor bir dönemden geçiyoruz.
Ama asıl mesele zor olması değil…
Bu sürecin sancılı olması.
Çünkü alışılmış olan çözülürken,
Sonra anlamak istemez.
Roma yıkılırken de böyleydi…
Günlük hayat devam ediyordu,
ama merkez çoktan boşalmıştı.
Osmanlı çözülürken de…
haritalar bir gecede değişmedi,
ama güç çoktan yer değiştirmişti.
Bugün de benzer bir eşiğin üzerindeyiz.
Kimse açık açık söylemiyor ama
herkes bir şeylerin yerinden oynadığını hissediyor.
Eski cümleler hâlâ kuruluyor…
Eski kavramlar hâlâ kullanılıyor…
ama karşılıkları yok.
insan hakları deniyor…
Ama masanın altında konuşulan şey hep aynı:
Ben artık dünyaya bakarken “değişim” kelimesini kullanmıyorum. Çünkü bu yaşadığımız şey bir değişim değil. Bu, çok daha derin bir kırılma. Daha doğrusu, uzun yıllardır kurulan bir düzenin kendi içinde çözülmesi.
Bugün........
