Kadın Cinayetleri…
Bu sabah Koz’da işe, dün akşam gerçekleşen Koz ailesinin iftar muhabbetini anlatarak başladık. Her yıl geleneksel hâle gelen bu yemeğin kritiğini yaptık. Şadi’nin yemek sevgisini bildiğimiz için, bu sofranın sohbetini yapmadan olmazdı. İşimiz gereği çok sayıda davet alıyoruz. İşte yine böyle bir sohbetin içindeydik.
Tam o sırada editörümüz İrem, manşete kadın cinayetleriyle ilgili bir haber attı. Rakamı görünce bir an durduk. Açıkçası ben şok oldum keyfimiz kaçtı. Haber şöyle diyordu.
Şubat ayı raporu açıklandı: 23 kadın öldürüldü.
Cümle kısa, rakam korkunç. Bu sayının içinde 23 ayrı hayat, 23 ayrı hikâye, 23 ayrı aile var. Bir annenin sesi, bir kız kardeşin kahkahası, bir çocuğun “anne” diye koştuğu bir dünya vardı.
Ben Kocaeli’de 60 yıldır yaşıyorum. Birçok sektörde bulundum. 40 yıl boyunca halk oyunları oynadım, eğitmenlik yaptım. Gazete ve televizyonlarda yöneticilik yaptım. Bulunduğum her sektörde kadınlar vardı. Ama inanın, o yıllarda kadın cinayetlerinin esamesi bile okunmazdı. Ne arkadaş sohbetlerinde ne de gazetelerde böyle bir gündem vardı.
Her ay aynı cümleleri okuyoruz. Her ay yeni sayılar geliyor. Sanki bir hava durumu bülteni gibi: “Bu ay 23 kadın öldürüldü.”
Bir süre sonra toplum olarak buna alışıyoruz. Asıl korkutucu olan da bu.
Çünkü kadın cinayetleri sadece bir suç değildir; bu, toplumun aynasıdır. Bir kadının yaşam hakkının, bir erkeğin öfkesine, sahiplenme duygusuna ya da hastalıklı egosuna yenik düştüğü bir düzenin sonucudur.
Bir kadın “ayrılmak istiyorum” dediği için öldürülüyor. Bir kadın “hayır” dediği için öldürülüyor. Bir kadın kendi hayatını seçmek istediği için öldürülüyor.
Ve biz hâlâ bunu “aile içi mesele”, “kıskançlık krizi”, “anlık öfke” gibi kelimelerle yumuşatmaya çalışıyoruz.
Bu bir öfke meselesi değil. Bu bir kontrol meselesi. Bu bir güç meselesi.
Kadınların hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu sanan bir zihniyetin sonucu.
En acı tarafı ise şu: Bu cinayetlerin çoğu “geliyorum” diye bağırıyor. Tehditler, şiddet, uzaklaştırma kararları, defalarca yapılan şikâyetler… Kadınlar yardım istiyor, kapıları çalıyor, çığlık atıyor.
Ama çoğu zaman o kapılar yeterince hızlı açılmıyor.
Sonra bir sabah bir haber düşüyor ekranlara. Bir fotoğraf. Bir isim. Bir sayı daha.
Ve toplum olarak birkaç gün öfkeleniyoruz. Sosyal medyada paylaşımlar yapıyoruz. Sonra hayat devam ediyor… Ta ki bir sonraki rapor açıklanana kadar.
Bu mesele birkaç gün konuşulup unutulacak bir mesele değil.
Bir kadının hayatı pazarlık konusu olamaz. Bir kadının özgürlüğü tartışma konusu olamaz. Bir kadının “hayır” deme hakkı ölüm sebebi olamaz.
Bu cümleyi sadece bir haber olarak okumak kolay. Ama zor olan şu soruyu sormak:
Daha kaç kadın öldürüldüğünde gerçekten değişeceğiz?
Çünkü her sayı büyüdüğünde aslında küçülen şey insanlığımız oluyor.Cinayetlerin olmadığı insanların huzur içinde yaşaması dileğiyle.
Kalın sağlıcakla tabi ki Koz'da
