menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocukların sıkılmasına izin vermek neden bu kadar zor?

9 0
25.06.2026

Yaz tatili başladığında birçok evde benzer bir cümle duyulur "Anneee-Babaaa, canım sıkılıyor."

Bu cümle duyulduğu anda çoğu ebeveynin zihni hızla çalışmaya başlar. Bir etkinlik mi bulsak? Bir kursa mı göndersek? Yaz okuluna mı yazdırsak? Bir oyun mu önersek? Ya da en kolayı, telefonu/tableti mi versek?

Aslında bu telaş oldukça anlaşılır. Çünkü uzun yıllardır iyi ebeveynlik ile çocuğun zamanını verimli geçirmek arasında güçlü bir bağ kuruyoruz. Çocuğun canı sıkılıyorsa yeterince eğlenmiyor, yeterince meşgul değil ya da bizim bir şeyleri eksik yaptığımız anlamına geliyor gibi hissedebiliyoruz.

Oysa çocuk gelişimi açısından baktığımızda can sıkıntısı her zaman ortadan kaldırılması gereken bir durum değildir. Hatta çocukluk döneminin doğal ve gerekli deneyimlerinden biri olduğunu söylemek mümkündür...

Bir çocuk sıkıldığında aslında yalnızca sıkılmaz. Aynı zamanda ne yapacağını düşünmeye başlar. Zamanını nasıl değerlendireceğini, kendini nasıl oyalayacağını, eğlenceyi nasıl yaratacağını keşfetmeye çalışır. Bu süreç ilk birkaç dakika boyunca huzursuz görünebilir. Ancak çoğu zaman o huzursuzluğun ardından yeni bir fikir gelir. Bir karton kutu uzay gemisine dönüşür, yastıklar bir kale halini alır, oyuncaklar hiç kimsenin bilmediği bir hikâyenin kahramanı olur ve çocuk kendi kurallarını koyduğu yepyeni bir oyun icat eder.

Yetişkin gözüyle bakıldığında sıradan görünen bu anlar aslında oldukça değerlidir. Çünkü çocuk yalnızca oyun oynamıyordur; hayal kuruyor, problem çözüyor, deneme yanılma yapıyor ve kendi başına bir şeyler üretebileceğini deneyimliyordur.

Belki de bu nedenle........

© Kıbrıs Postası