menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara zirvesinde ne oldu?

2 0
previous day

Merakla beklenen NATO zirvesi, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirildi.

Zirve, her şeyden öte Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açısından büyük bir ‘zafer’ olarak nitelenebilir. Bunun böyle olmasında ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya koyduğu performans çok etkili oldu demek de hiç yanlış olmaz.

Erdoğan, iç siyasetteki yerini çok daha sağlamlaştırırken, dış siyasetteki prestijini de yükseltmiş görülmektedir. Tabii katılımcılara hediye ettiği tabanca ve gerçek mermiler de cabası!

Elbette bu zirvenin, biz garip Kıbrıslılar açısından direkt değilse bile dolaylı olarak büyük önemi vardı.

Kıbrıs sorunu elbette bu zirvenin bir başlığı değildi. Ancak Kıbrıs’ın, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz denklemlerinin ortasında bulunan bir ada olmasından mütevellit, bütün sorunların bir parçasıdır.

Uluslararası sorun diye nitelenmesi de zaten bundandır.

Uzatmayayım, zirvede Kıbrıs sorunu pek az yer tuttu. Hatta yazılan haberlere bakarsanız, bu zirvede pek de sallanmayan Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in yaptığı bazı ikili temaslar dışında, bir tek AB liderleri-Erdoğan toplantısına ele alındı diyebiliriz.

Ki, Türkiye İletişim Başkanlığının resmi açıklamasına göre, o toplantıda ele alınan konular arasında da değilmiş!

Peki ben nereden uyduruyorum derseniz, tabii ki uydurmuyorum, çünkü Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Erdoğan görüşmesinin ardından, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin ortak mesaj vererek, “Kıbrıs sorununun BM öncülüğündeki süreç çerçevesinde çözüme kavuşturulması için oluşan yeni ivmeyi de değerlendirmeliyiz" dedi.

Zirveden bize kalan elle tutulur tek şey de bu oldu!

1 Temmuz günü AB Komiserleriyle görüşen Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, o toplantının ardından yazılı bir metne imza atarak, Genel Sekreter Guterres’in yeni inisiyatifine “destek” verdiklerini söylemişlerdi.

Bu destek, belli ki burada pek verilmemiş, bunun yerine ‘temenni’ niteliğinde bir ifadeyle iş geçiştirilmiştir. Üzücü ama gerçek.

Bu minvalde, AB’nin Kıbrıs sorunuyla ilgili yıllardır tutturduğu ve olumsuz gelişmeleri “endişeyle izlemek” yönünde ortaya koyduğu tavır, bu satırların yazarı tarafından bayağı dalga geçilmiş bir şeydir.

Öyle görülüyor ki, Trump’ın abartılı övgülerine maruz kalan Türkiye lideri, AB ile yaptığı pazarlıkta elini bayağı güçlendirmiş, “yeri doldurulamaz partner, değişmez ortak” gibi ruh haline kapılmıştır. Dolayısıyla Kıbrıs sorunu gibi kimileri tarafından “zayıf karın” kimileri tarafından “güçlü bir koz” diye nitelenen şeyde “elini açmadan” konuyu geçiştirmiştir. Bu noktada, geçtiğimiz hafta yaptığımız tansiyonu yüksek programda “Türkiye elini açmaz” diyen Kudret Özersay’a hakkını vermek isterim.

Lakin muhatap olunan kişinin bir bezirgan olan, zig-zag yapmaktan hiç çekinmeyen, ne yapacağı hiç kestirilemeyen Donald Trump........

© Kıbrıs Postası