menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay Zekâ Çağında Eğitim: (4)

10 1
16.01.2026

Özel Eğitim, Kapsayıcılık ve Yapay Zekâ — Deweyci Bir Vicdan Pedagojisi

Bir toplumun kalitesi, en hızlı koşanlarının madalyasıyla değil; en yavaş yürüyenlerinin elinden tutulup tutulmadığıyla ölçülür. Özel eğitim gereksinimi olan birey, bir sistemin “yükü” değil; o sistemin vicdanıdır. Ama vicdan sadece duygusal bir kavram değildir; politik, pedagojik ve etik bir ölçüttür. Çünkü toplum dediğimiz şey, benzerlerin yan yana gelmesi değil; farklıların bir arada yaşayabilmesidir.

John Dewey, eğitimi yalnızca bilgi aktarımı olarak değil, bir yaşam biçimi olarak tarif ettiğinde, aslında kapsayıcılığın temelini de atıyordu: Eğitim, bireyin dünyaya katılma kapasitesini büyütür. Demokrasi ise bu katılımın gündelik hayata sinmiş hâlidir. O yüzden özel eğitim, “ayrı bir alan” değil; eğitimin en merkezi sınavıdır. Kapsayıcılık, bir ek politika değil; eğitim felsefesinin kalbidir.

Bugün yapay zekâ sınıfa girdiğinde, bu sınav daha da keskinleşiyor. Çünkü yapay zekâ, doğru yerde durursa erişilebilirliği çoğaltır; yanlış yerde durursa insanı etiketler, yalnızlaştırır, dışarı iter. Teknoloji bir büyüteç gibidir: Merhameti de büyütür, ihmali de.

Bu yazıda şu sorunun peşine düşeceğim: Deweyci bir eğitim felsefesi, yapay zekâyı özel eğitimde nasıl konumlandırır? Daha doğrusu, özel eğitim alanında yapay zekâ ne yapabilir değil; ne yapmalıdır?

I. Özel Eğitim Nedir: “Eksik” Olanı Onarmak mı, “İmkân” Olanı Açmak mı?

Özel eğitim çoğu zaman yanlış bir dille konuşulur: “Eksik”, “yetersiz”, “geri”, “problem”… Oysa Deweyci bakış, insanı etiketlemez; insanı deneyimin öznesi olarak görür. Özel eğitim gereksinimi, bireyin değerini azaltan bir durum değil; sistemin tasarımını test eden bir gerçektir.

Kapsayıcı eğitim dediğimiz şey, yalnızca “aynı binada olmak” değildir. Aynı sınıfta bulunmak, ama görünmez olmak; aynı sıralarda oturmak, ama ortak öğrenmeye katılamamak… Bunlar kapsayıcılık değildir. Kapsayıcılık, bireyin hem akademik hem sosyal hem de duygusal olarak öğrenme topluluğunun bir parçası olabilmesidir.

Dewey’in eğitim anlayışında bunun karşılığı açıktır:
Eğitim, bireyi hayattan soyutlamaz; hayatın içine dahil eder.
Özel eğitim de bireyi “ayrı bir köşe”ye koymaz; deneyimin merkezine alır.

Burada ilk ilkeyi koyalım:

Kapsayıcılık bir yerleştirme değil, bir ilişki tasarımıdır.
Ve ilişki tasarımı, ancak pedagojik incelikle kurulur.

II. Yapay Zekâ Özel Eğitimde Nerede Tehlikelidir?

Özel eğitim alanında yapay zekâ, bazı durumlarda “kolay çözüm” gibi sunulabilir. Oysa kolaylık, çoğu zaman pedagojik derinliği çalar. Özellikle üç risk büyüktür:

1) Etiketleme ve kaderleştirme riski:
YZ destekli ölçme araçları, öğrenciyi erken yaşta “profil”lere ayırabilir. Öğrenme verisi, bir........

© Kıbrıs Postası