menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıbrıs Türkü bu adada parantez değil, tarihin öznesidir

13 0
28.09.2026

BM kürsüsünde “çözüm” deyip Kıbrıs Türk halkının iradesini görmezden gelmek çözüm değildir. Eşitlik, karşındakine hangi geleceği kabul edeceğini söylemekle değil; onun iradesine saygı göstermekle başlar.

Bir tarafta Birleşmiş Milletler kürsüsünden çözüm, müzakere ve uluslararası hukuk mesajları…

Diğer tarafta Kıbrıs Türk halkının spordan kültüre, yerel yönetimlerden uluslararası temaslara kadar dünyayla kurduğu bağların önüne çıkarılan engeller…

Bugün sorgulanması gereken temel çelişki tam da budur.

Rum lider Nikos Hristodulidis, 23 Eylül’de BM Genel Kurulu kürsüsüne çıktı. Konuşmasında Türkiye’yi 1974 üzerinden ağır biçimde suçladı; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gün önceki konuşmasına doğrudan cevap vererek Türkiye’nin Kıbrıs politikasını “en üst düzeyde ikiyüzlülük” olarak nitelendirdi. Dahası, iki bölgeli iki toplumlu federasyon modelini kapsamlı çözüm için “tek zemin” olarak sundu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu çerçevede müzakerelere yeşil ışık yakması çağrısında bulundu.

Tam da burada sorulması gereken bir soru var:

PEKİ KIBRIS TÜRK HALKININ İRADESİ NEREDE?

Birleşmiş Milletler kürsüsünden demokrasi, hukuk, eşitlik ve insan haklarından söz ederken Kıbrıs Türk halkının geleceği konusunda ortaya koyduğu siyasi iradeyi yok sayabilir misiniz?

Bir halk adına hangi çözümün kabul edilebilir olduğuna tek taraflı karar verebilir misiniz?

Kıbrıs Türk halkının geleceği, başka bir tarafın onun adına yazacağı siyasi senaryoya indirgenemez.

Çünkü çözüm, bir tarafın diğer tarafa çizdiği sınırlar içinde yaşamayı kabul etmesi değildir.

Çözüm, iki tarafın kabul edebileceği ortak bir gelecek oluşturabilmesidir.

ERDOĞAN’A “İKİYÜZLÜLÜK” SUÇLAMASI ÇÖZÜM DİLİ DEĞİLDİR

Hristodulidis’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik kullandığı ağır ifade de ayrıca değerlendirilmelidir.

Elbette tarafların tarih ve uluslararası hukuk konusunda birbirinden tamamen farklı tezleri vardır. Rum tarafının 1974’e ve Türkiye’nin adadaki varlığına ilişkin görüşleri bilinmektedir.

Ancak bir taraftan müzakere çağrısı yaparken diğer taraftan Türkiye Cumhurbaşkanı’nı BM kürsüsünden “en üst düzeyde ikiyüzlülük” ile suçlamak,........

© Kıbrıs Postası