menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Strazburg, hem hatırlanır hem özlenir…

20 0
21.06.2026

   Strazburg’ta çiçeklerle süslenmiş ahşap evler… Akşam saatlerinde suya vuran ışıklar…

İnsan bazen burada gerçek dünyadan uzaklaştığını hisseder. Strazburg’ta şehrin ruhu varsa Petite France o ruhun en görünür halidir

15 – 18 Haziran 2026 tarihlerinde Pazartesi’nden Perşembe’ye kadar Strazburg’u bir kez daha içime çeke çeke yaşadım. Hem Avrupa Parlamentosu çalışmalarını izledim hem şehre dokundum.

Strazburg’da ilk gidişim 2000’li yılların başıydı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nin genel kurul çalışmalarını izlemek için gitmiştim.

O günlerde benim için Strazburg, haritada yerini bildiğim ancak ruhunu tanımadığım bir Avrupa şehriydi.

Sonrasında hemen hemen her yıl yolum düştü. Kıbrıs Türk tarafının Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nde gözlemci statüsü vardı. Bu nedenle Strazburg, bizim açımızdan sadece güzel bir şehir değil, aynı zamanda uluslararası temsiliyet mücadelemizin önemli duraklarından biriydi.

   Mehmet Ali Talat ve  Mustafa Akıncı, milletvekili iken AKPA çalışmaları nedeniyle Strazburg’da eş zamanlı bulundum. Kimi zaman yoğun siyasi temaslar, kimi zaman genel kurul görüşmeleri, kimi zaman da koridorlarda yapılan kısa sohbetler için aynı sokaklardan geçtim.

Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı şehirlerinde bulunma fırsatım oldu. Ancak itiraf etmeliyim ki Strazburg bana hepsinden daha sıcak, daha huzurlu ve daha yaşanabilir geldi.

İlk gidişimde yalnızdım. AKPA tarafından akredite edilen gazetecilerden biriydim. Ulaşım, konaklama ve yemek giderlerim karşılanıyordu. O dönem günlük yaklaşık 160 Euro harcırah verilirdi. Bu para konaklamaya, yemeğe ve şehir içi ulaşıma yetmek zorundaydı.

Bol bol yetiyor muydu?

Ama ölçülü yaşadığınızda neredeyse tam sınırda yetiyordu.

Ben öncesi ve sonrası hayatlara çok inanan biri değilimdir. Ancak Strazburg’da ilk günlerimde yaşadığım bir duygu vardı.

Toplu taşıma sistemini kullanırken zorlanmadım. Yürüyerek gitmek istediğim yerlere rahatlıkla ulaştım. Şehrin sokaklarında dolaşırken yabancılık çekmedim. Sanki yıllardır orada yaşıyormuşum hissine kapıldım.

Kendi kendime şaka yollu, “Eğer önceki hayat diye bir şey varsa ben galiba önceki hayatımda Strazburg’da yaşamışım” demiştim.

Bu hissi bana veren sadece şehrin güzelliği değildi elbette.

Strazburg’un tarihi de çok etkileyicidir.

Fransa ile Almanya arasında yer alan Alsace bölgesinin merkezidir. Yüzyıllar boyunca Fransızlar ile Almanlar arasında el değiştirmiştir. Bu nedenle şehir hem Fransız hem Alman kültürünün izlerini taşır.

İkinci Dünya Savaşı’nın acılarını da yaşamıştır.

   1940 yılında Nazi Almanyası tarafından işgal edilen şehir, savaş boyunca Almanya’nın kontrolünde kaldı. 1944 yılında özgürlüğüne kavuştu. Bugün şehrin sokaklarında dolaşırken savaşın yıkıcılığını görmezsiniz ama geçmişin izlerini........

© Kıbrıs Gazetesi