Güney’e bakıyorum, dinliyorum, okuyorum ve KONUŞUYORUM (4)
Türkiye’nin garantörlüğünün istenme nedeni ideolojik değil, tarihsel hafızadır
Bir köşe yazısına sığdırmak zor olsa da, bazı gerçekleri hatırlatmak gerekiyor.
Dün, 15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı Yunan cuntası ve EOKA-B tarafından gerçekleştirilen darbenin 52. yıl dönümüydü. Kıbrıs’ta son yıllarda oluşturulan siyasi atmosferde sanki her şey 20 Temmuz 1974’te başlamış gibi bir anlatım öne çıkarılıyor. Oysa tarih, propaganda metinleriyle değil, yaşanmış gerçeklerle okunmalıdır. Kıbrıs’ta anayasal düzenin bozulduğu tarih 20 Temmuz 1974 değildir. Anayasal düzen 21 Aralık 1963 sonrasında çökmüştür. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortak kurucu unsuru olan Kıbrıs Türkleri devlet yapısından dışlanmış, toplumlararası çatışmalar başlamış, 103 köyden Kıbrıslı Türkler, göçe zorlanmıştır.
*** Türkiye’nin Garanti Antlaşması’ndan kaynaklanan müdahale hakkı da o dönemde doğmuştur. Ancak dönemin uluslararası koşulları buna izin vermedi. Johnson Mektubu’nun Türkiye üzerinde yarattığı baskıyı bugün de görmezden gelmek mümkün değildir. Sonra ne oldu? 15 Temmuz 1974’te Yunan cuntası ve EOKA-B, Makarios’a karşı darbe yaptı. Darbenin görünen aktörleri bunlardı. Ancak o günkü uluslararası dengelere bakıldığında, Amerika Birleşik Devletleri’nin gelişmeleri sadece seyreden bir taraf olduğunu söylemek de kolay değildir. Daha ilginç olan ise........
