Dijital çağda medya, özgürlük ve hukuki sorumluluk
Yıllar içerisinde medya, demokrasi, hukuk ve toplumsal sorumluluk üzerine pek çok köşe yazısı kaleme almış biri olarak, bu yazıyı dijital çağda özgürlük ile hukuki sorumluluk arasındaki hassas dengeye dikkat çekmek amacıyla yazıyorum… Geleneksel medyadan dijital medyaya doğru hızlı bir geçişin yaşandığı bu dönemde, medya tarihinin en köklü dönüşümlerinden birine tanıklık etmekteyiz. Gazete, televizyon ve radyo gibi klasik medya araçları ile internet haber siteleri ve sosyal medya platformları artık birbirinden kopuk alanlar değil, aynı iletişim ekosisteminin parçalarıdır. Dijital devrim, haberin üretilme, yayılma ve algılanma biçimini köklü şekilde değiştirmiş; kâğıt baskılı gazeteler giderek daha zor bir rekabet ortamına girerken, dijital haber siteleri ve sosyal medya platformları kamuoyunun oluşumunda merkezi bir rol üstlenmiştir. Ancak bu dönüşüm yalnızca teknolojik değildir; aynı zamanda hukuki, etik ve toplumsal bir dönüşümdür. Bu nedenle mesele sadece sosyal medya değildir. Gerek geleneksel medyamızda gerekse internet haber sitelerinde ve sosyal medya platformlarında aynı temel hukuk ve etik ilkelerin geçerli olup olmayacağı meselesidir. Gazete, televizyon, internet haber sitesi veya sosyal medya hesabı fark etmeksizin; haber verme özgürlüğü, kamu yararı, doğruluk, kişilik haklarına saygı, masumiyet karinesi ve özel hayatın korunması birlikte değerlendirilmelidir. Geleneksel medyada hukuken ve etik olarak sorunlu görülen bir yayın, internet ortamında yapıldığında meşru hâle gelmez. Aynı şekilde internet haber sitesinde veya sosyal medyada yapılan bir paylaşım da “dijital alan” gerekçesiyle sorumluluktan muaf tutulamaz. Gerçek hayatta suç olan bir fiil, internet ortamında işlendiğinde suç olmaktan çıkmamalıdır. Bir kişiye yüz yüze hakaret etmek suçsa, bunu sahte sosyal medya hesabıyla yapmak da suç olmalıdır. Bir kuruma sahte belgeyle zarar vermek gerçek hayatta suçsa, bunu internet haber sitesi veya sosyal medya üzerinden yapmak da cezasız kalmamalıdır. Bugün dijital alan kötü niyetli kullanıldığında; hakaretin, tehdidin, şantajın, özel hayatın ihlalinin, sahte belge üretiminin, ticari itibar saldırılarının, dolandırıcılığın, dezenformasyonun ve dijital linç kampanyalarının zemini hâline gelebilmektedir. Bu nedenle tartışılması gereken mesele, sosyal medyayı veya internet haber sitelerini susturmak değildir. Asıl mesele, özgürlüğün suç işleme serbestisine dönüştürülmemesidir. Dünyadaki birçok ülke bu gerçeği görmüş ve mevzuatını dijital çağa göre güncellemiştir.........
