menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

23 Nisan: Egemenliğin çocuklara armağan ve emanet edildiği gün

23 0
24.04.2026

23 Nisan 1920, yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gün değil, aynı zamanda esaret zincirlerini kıran Türk milletinin egemenliğini ilân ettiği, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ise bu büyük mirası Türk çocuklarına hem armağan hem emanet ettiği gündür. Bu nedenle 23 Nisan, Türk milletinin yeniden doğuşunu, kendi kaderine el koyuşunu ve devletin meşruiyet temelinin millet iradesi üzerine kurulmasını simgeleyen tarihî bir dönüm noktasıdır. 23 Nisan 1920, varlığına kast edilen Türk milletinin küllerinden yeniden doğuşunu simgeler. Birinci Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da açılmasıyla birlikte egemenliğin gerçek sahibinin millet olduğu bütün dünyaya ilan edilmiştir. Bu bakımdan 23 Nisan, sıradan bir tarih değil; Türk devlet hayatının meşruiyet temelini belirleyen kurucu bir eşiktir. O gün, sadece yeni bir meclis açılmamış; aynı zamanda millet, kendi istiklalini ve istikbalini kendi iradesiyle kuracağını bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Tarih boyunca Amerika kıtası, Afrika ve Orta Doğu’da halkları sömüren, insanları köleleştiren, kaynakları yağmalayan ve kendi çıkarı için toplumları baskı altına alan emperyalist ve sömürgeci devletlerin Osmanlı Devleti’ni parçalayarak paylaşmak üzere harekete geçtiği bir dönemde Anadolu’da verilen mücadele yalnızca toprak savunması değildir. Bu mücadele, aynı zamanda iradenin kimde olacağına dair tarihî bir hesaplaşmadır. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde Türk Milleti, kendi kaderine bizzat el koymuş; teslimiyeti değil direnişi, boyun eğmeyi değil bağımsızlığı seçmiştir. Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştıran ruh da budur: Milletin kendi geleceğini başkasının merhametine bırakmaması. Türkiye Cumhuriyeti’ni doğuran ana siyasal kuvvet, işte bu millî iradedir. Atatürk’ün siyasal düşüncesinde devletin dayandığı iki temel esas vardır: tam bağımsızlık ve kayıtsız şartsız millî egemenlik. Bunlardan biri olmadan diğeri tam anlamını bulmaz. Çünkü bağımsızlık sadece yabancı işgalinden kurtulmak değildir; siyasi, ekonomik, adlî, askerî ve kültürel bütün alanlarda kendi iradesiyle karar verebilmektir. Ancak bu iradenin gerçek sahibi millet değilse, bağımsızlık eksik kalır. Bu nedenle Atatürk için egemenlik,........

© Kıbrıs Gazetesi