TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK HA SÖNDÜ, HA SÖNECEK!
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, sanki de içimizi okudu. Dünkü yazımın başlığı “Guterres valizlerini toplamaya başlarken bile ‘GYÖ’ dedi” şeklindeydi. Holguin, Genel Sekreter’in son güne kadar tarafları teşvik edeceğini söyledi, ama biraz da umutsuz konuştu. Kıbrıs’ta ilerleme sağlanmasına yönelik fırsat penceresinin giderek kapandığını belirtti.
Güven artırıcı adımların hayata geçirilmesi konusunda siyasi irade ortaya konmadığını ve düşmanca tutumların süreci zorlaştırdığını söyleyen Holguin, bölgesel gelişmelerle birlikte diplomatik alanın da daraldığına işaret etti. Holguin ayrıca “BM Kıbrıs’ta kolaylaştırıcılık yapmak için bulunuyor, dayatmak ya da ne yapılacağını dikte etmek için değil” dedi.
Holguin güven artırıcı adımların hayata geçirilmesinde siyasi irade ortaya konulmadığı ve düşmanca tutumların süreci zorlaştırdığını söylerken, herhalde Türk tarafını değil, Rum tarafını kastetmektedir. Kıbrıslı Türklerin dünyadaki görünürlüğünü hazmedemeyen bir taraf davranışlarıyla güveni sarsarsa güven yaratıcı önlemlerden söz edilebilir mi?
Dün bu konuda iki örnek vermiştim. Biri dünyaca ünlü müzik grubu EXIT’in KKTC’de yapması planlanan konseri, öteki de İspanyol Barcelona kulübü küçük yaş gençlerinin burada kamp yapma planı. Devlet gücünü ortaya koyarak yaptırmadılar.
Ne olurdu yani gerçekleşmesine müsaade etselerdi? Televizyondan canlı yayında kendileri de rahat rahat evlerinde otururken izleyebilirlerdi. Kafayı........
