menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihi öğretilmeyen halkımıza tarihinden bir anımsatma…

9 0
sunday

3 Ağustos, gencecik doktorumuz Erol Ahmet’in Güzelyurt’ta (Omorfo) eczaneden hasta annesine ilaç alırken pusudaki Rum EOKA canileri tarafından şehit edilişinin 68’inci yıl dönümü idi… O yıl dönümünde bu olayı, tarihi öğretilmeyen halkımıza anlatabilmek adına sosyal medyada yaptığım yayın gerçekten yankılar getirdi… Aslında, tam bir aile faciası olan bu dramı ilk kez duyduklarını belirten çoğunluğun yanında, olaya ilişkin bilgisi olanlardan da ek bilgiler geldi… Varoluş mücadelemize dair bilgilerin milli eğitim tedrisatımızda bulunmadığından yakınanlar da, şehitlerimizin adlarını yaşatabilme adına bir şeyler yapılmamasını eleştirenler de çok haklıydılar… Günümüzde, herhangi bir tıp çalışanına olumsuz davranılsa sağlık yetkililerimiz ve sağlık örgütlerimiz hemen devreye girerek sert tepkiler verirler… Tabii ki haklıdırlar… Gelgelelim bu saygın kesimimiz şehit hekim Erol Ahmet’in anısını yaşatabilme duyarlılığını maalesef hiç göstermedi bugüne dek… Altı, üzüntüyle  çizilmesi gereken bir duyarsızlık… Var oluş mücadelemizin ilk şehitlerinden olan Güzelyurtlu Dr. Erol Ahmet’in aziz anısına Güzelyurt’ta da hiçbir şey yapılmamıştır… Ne şahadeti adına bir anıt dikildi, ne de bir caddeye ya da sokağa adı verildi… Babası Ahmet Mulla’nın silahlı Rumlar tarafından daha sonra evinden alınarak kayıplara karıştırılması ise, Erol Ahmet dramını daha da trajikleştiren olaydır…  Evladının şahadeti ile yanıp kavrulurken kaçırılan o babanın da, Dr. Erol’un suçu da sadece Türk olmaktı… * 25 yaşında yaşamının baharında şehit edilen delikanlı doktorumuz Erol’un adına ağıtlar, şarkılar ve şiirler de yakılmıştı….  Ne ki, toplumsal hafızasızlığımız içinde onlar da yok olup gitti bu 68 yıl içine… O günlerde doğan pek çok erkek çocuğumuza “Erol” adı verilmişti… “Erol” adını alanlar arasında onun gibi doktor olanlar da var… Merhum Dt. Halit Acarkan, Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’nda özel kalem müdürlüğünü yaptığım günlerde beni eczacı oğlu Erol ile tanıştırdığında, yüzünde beliren hüznün ifadesiyle “Ona şehit doktor arkadaşım Erol’un adını verdik” demişti bana, hiç unutmam… Sonra da şehit doktorun aziz anısına onunla uzun bir konuşmamız olmuştu. Çevresinde ve toplumda çok sevilen nazik, çok sayıda Rum hastası da olan,  iyiliksever ve örnek bir gençti Dr. Erol… Babası Ahmet Mulla’nın, sevgili evladını yitirmesinden 5 yıl sonra 1963’te silahlı EOKA’cılar tarafından evinden alınıp götürülmesinin arkasından acılara daha fazla dayanamayan yaşlı........

© Kıbrıs Gazetesi