Ulusal Ekonomik Üretim Düzeyi Hesabında Alternatif Bir Ölçüt Olarak Emek Zaman
Ulusal Ekonomik Üretim Düzeyi Hesabında Alternatif Bir Ölçüt Olarak Emek Zaman
GSYİH, kullanıcılarını sınırlar, ancak kullanıcılar bu sınırlar içinde kaldığı sürece alternatiflerden daha kullanışlıdır. Bu makalenin amacı, benzer güce sahip ancak bu sınırları genişleten bir GSYİH alternatifi bulmaktır. Önerilen alternatif üretimde kullanılan emek süreleri kullanılarak hesaplanan bir endekstir.
1930’larda kullanılmaya başlanmasından bu yana, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ve Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ekonomik üretimin ölçülmesinde ana göstergeler olmayı sürdürmektedir (Kuznet, 1934). Bu iki endeksin hesaplamasında kullanılan yöntem iktisat eğitiminin ilk yıllarında öğretilen özü basit bir yöntemdir. Tüm nihai ürünlerin fiyatlarını, üretilen miktarlarıyla çarparak ve bu çarpımların hepsini toplayarak bu endeksleri hesaplayabiliriz. Ancak gerçek hesaplamayı yapmak, teoride bu hesabı yapmaktan daha zordur. En belirgin karmaşıklık, iki farklı yılın GSYİH’sini karşılaştırmayı amaçladığımızda ortaya çıkar. Bu yıllara ait GSYİH’yi hesaplamak için 2011 ve 2012 fiyatlarını kullandığımızda, enflasyondan kaynaklanan fiyat artışları bizi yanıltabilir. 2012’nin GSYİH’si, en azından miktar artışından değil, enflasyondan dolayı artmış olabilir. Her halükârda, iki farklı yılın üretim düzeylerini karşılaştırmak istediğimizde fiyat değerlerini sabit tutmamız gerekir. Ancak iki farklı yıl için ortak bir fiyat düzeyi kullanmak da kendi sorunlarını beraberinde getirir. Bunlardan biri, ürünlerin değerlerinin sadece enflasyon nedeniyle değil, arz ve talepteki değişimlere bağlı olarak da artıp azalabilmesidir. Ayrıca yeni ürünlerin ortaya çıkması ve mevcut ürünlerin kalitelerindeki değişiklikler de hesabı karmaşıklaştırır. Tıpkı iki farklı zamanı kıyaslarken olduğu gibi, iki farklı yerin GSYİH’sini karşılaştırmak kendi sorunlarını yaratır (Taylor, 2002). En önemlisi, aynı ürünün fiyatı iki farklı yerde farklı olabilir. Eğer bu ürün iki yer arasında ticareti yapılabilen bir mal değilse, söz konusu fiyat farkının zamanla kapanması beklenmez. Ticaretin yapılması durumunda bile ticaret maliyetleri fiyat farklarının belli bir düzeyde kalmaya devam etmesine neden olabilir. Bu durumda aynı ürün, yalnızca fiyatının yüksek olduğu yerde daha değerliymiş gibi görünür ve sağlıklı bir karşılaştırma yapabilmek adına bu tutarsızlığın düzeltilmesi gerekir.
GSYİH ve GSMH’nin bir diğer temel sorunu değerleri ölçmek için kullandığı birimdir. Fiyatlar değeri yalnızca kusurlu bir şekilde ölçer. Aslında fiyatlar, ürünlerin marjinal değerini temsil eder. Örneğin 100 kilogram buğday alan bir alıcının aldığı son kilo buğday, ödediği fiyata değecek kadar değerlidir; ancak 101’inci kilogram ise aynı fiyatı ödemeye değecek kadar değerli olmayabilir (Krillov, 1974). Aynı alıcı için aldığı buğdayın ilk 50 kilosunun onun için çok daha değerli olması ve buğdayın fiyatı çok daha yüksek olsa dahi bu ilk 50 kiloluk buğdayı alması mümkündür. Susuzluğumuzu giderecek kadar suya sahip olmak için elimizdeki tüm parayı verebiliriz. Ancak tükettiğimiz su miktarı arttıkça, ilave su için ödemeye razı olduğumuz miktar azalır. Fiyat sistemi bizim için paha biçilmez olan o ilk 2-3 litrelik suyun da değerini düşük gösterir. Örneğin, 100 birim buğday satıldığında, fiyat satılan son buğday birimini temsil eder. GSYİH ve GSMH hesaplanırken buğdayın değerini bulmak için fiyat 100 ile çarpılır. Aslında gerçek değeri bulmak için buğdayın ortalama değerini bulup 100 ile çarpmamız gerekir. Su örneğinde 10 litre su alıyorsak bu 10 litrenin her birinin bizim için değerini ayrı ayrı bulup ortalamasını almamız gerekir, ancak fiyat mekanizmasını kullanarak bu değeri bulmak oldukça zordur. Bu teknik zorluğun yarattığı sorun, buğday veya su gibi çok değerli ürünlerin piyasa fiyatlarının görece düşük olmasına yol açar. Sonuç olarak GSYİH, ürünlerin toplam değerini temsil etmesi gerekirken, bu tür ürünlerin değerlerini olduğundan düşük gösterebilir.
Piyasa dışı ekonomik faaliyetler de GSYİH ve GSMH açısından bir başka sorun teşkil etmektedir. Fiyatlara ve alım satım faaliyetlerine dayalı piyasa temelli faaliyetler, ekonomik sistemin sadece bir parçasıdır. Bu faaliyetler son 250 yılda toplam insan ekonomik faaliyetindeki paylarını artırmış olsa da diğer ekonomik faaliyet türleri de hala mevcuttur. Geçim ekonomisi veya hanehalkının kendi türetimi için yaptığı üretim, ev içi üretimi ve gönüllülük faaliyetleri piyasa kapsamında olmayan faaliyetlere örnektir. Bu faaliyetler, ancak bunlara yapay fiyatlar atanabildiği ölçüde ulusal muhasebeye dahil edilebilir (Folbre, 2015). Ancak, doğası gereği ticari olmayan faaliyetlere yapay fiyatlar atamak da çeşitli sorunlar doğurur. Benzer şekilde, bir göl veya temiz hava gibi doğal kaynakların ekonomik değerlerini de belirlemek kolay değildir. Bu durum, doğal kaynakların tükenmesinin yarattığı ekonomik kaybı hesaplanmasını zorlaştırır. Bu süreçte toplum yararlı bir ürün elde etse bile, üretimde kullanılan doğal kaynak tükenebilir. Doğal kaynaklar birçok durumda parasal değerlerle satılmaz, bu nedenle GSYİH ve GSMH’ye dahil edilebilmesi için yine yapay değerler atanmalıdır (Ouyang, 2020).
GSYİH ve GSMH ile ilgili sorunlara yönelik bazı alternatifler geliştirilmiştir. Örneğin, GPI (Genuine Progress Indicator – Gerçek İlerleme Göstergesi) yapay fiyatlar kullanırken, Marksist alternatif NMP (Net Material Product – Net Maddi Ürün), verimsiz kabul edilen bazı faaliyetlerin değerini çıkarır; diğer endeksler ise özellikle toplumun genel refahını hesaplamayı amaçladığında başka değişkenler ekler (Kalimeris, 2020; Rangelova, 2008). Diğer........
