İran halkının kıymetini bilsinler
Körfez yerli yerinde duruyordu, sakin. Herkes işine bakıyordu. Tankerler gelip gidiyordu, isteyen ham petrol, isteyen LPG taşıyordu. Alan memnun, satan memnun.
İran huzursuzdu biraz, 47 senedir maruz kaldığı ambargolar belini bükmüştü, enflasyon yükselmişti, fakirlik derinleşmişti. Salt ambargolar değildi sorun, mollalar ya da ‘velayet-i fakih’ İran halkını memnun etmenin yolunu bulamıyordu, insanlar hem yoksulluktan hem ülkedeki ‘özgürlük açığı’ndan şikayetçiydi, halk sokaklarda rejimi protesto ediyordu. (Bu ‘özgürlük açığı’ tabirini bana Taha Özhan’dan geçti. Zaman zaman ‘demokrasi açığı’ şeklinde de kullanıyor.)
İsrail’in, ya da İsrail şebekesinin başındaki Netanyahu’nun ABD Başkanı Trump’ı İran’a saldırmaya ikna ettiği yaygın bir kanaat. Fırsat bu fırsat, hemen saldıralım, İran’ın komutanlarını, mollalarını öldürelim, rejim yıkılsın, sonra sen sağ ben selamet.
Halbuki ABD’de İran’daki rejimin uçaklardan atılan bombalarla yıkılamayacağını bilebilecek, söyleyebilecek sayısız uzman var. O gün bu gündür bu istikamette yazıp çiziyorlar. Demek ki Trump ABD’deki entelektüel potansiyelin önemli bir kısmını kullanmıyor, onları dinlemiyor, işine gelenleri dinliyor.
Körfez’in bütün dünyanın enerji yolu olduğunu, Hürmüz Boğazı’nın sadece birkaç ülkenin değil bütün dünyanın boğazı olduğunu, Hürmüz boğazı sıkıldığında bütün dünyanın boğazının sıkılmış olacağını bilenler de az değildir Amerika’da.
Savaşları........
