menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Saçmalık’ duvarı yıkıldı

35 0
08.06.2026

Evvela ‘modernizm’ vardı. Evvela dedimse çok evvela değil. Bizim doğduğumuz, yaşadığımız 20. yüzyıldan biraz önce.

Eski zamanlara göre sanki daha muntazam, köşeli, geometrik bir dönem. Bilim, sanat, devlet, kapitalizm, komünizm, teknoloji, her şey yerli yerinde.

Biz eski kafalılar modernizme bayılmıyorduk hatta mümkün olsa onunla kavga da ederdik. Aslında biraz ettik sayılır ama esaslı bir kavga mümkün değil. Kavga etmek istediğimiz şeyin içinde doğmuşuz. Surat assak da homurdansak da astığımız surat dahil homurtularımız dahil her şeyimiz modern.

Sonra ‘post’lar çıkmaya başladı.

En etkilisi post-modernizm, modern-sonrası. Daha gevşek, daha serbest, modernizme nispetle biraz sevimli. Hatırımda kalan güzel tariflerinden biri, İngilizcedeki ‘post’ lafzını suiistimal eden bir tarif. Kim yapmıştı bilmiyorum. Basit bir cümleden ibaretti: “Postun üstüne oturup modernizmi eleştirmek.”

Aslında ‘modern’in dışına çıkmıyordun, biraz sapıtıyordun o kadar.

Bugünlere bakılınca iyi zamanlardı. Neyin ne olduğu, nerede olduğu aşağı yukarı belliydi.

Sonra Post-truth diye bir şey çıktı. Türkçede dört başı mamur bir karşılığı yok. Hakikat-sonrası diye çevriliyor. Zihindeki çağrışımı ‘hakikat-sonrası’ndan çok fazla. Neyin doğru olduğunun artık önemini kaybettiğini ilan eden bir tabir. Doğuştan bozuk bir şey. Toplumları, insanları içeriden bozan bir şey. Bir nevi insanın ve toplumun içine girmiş bir........

© Karar