menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kürtlerin dostları ve düşmanları

74 1
31.01.2026

Suriye’de Şam ve SDG arasında, Napolyon’un meşhur sözündeki gibi düşmanına da bir zafer veren türden bir barış oldu.

Özetle Rojava Özerk Yönetimi siyaseten bitti ama Kürtlerin kendi yaşadıkları bölgelerde yerel siyasi gücü ve otoritesi tanındı. SDG’nin alternatif bir ordu olma hali lağv edildi ama askeri olarak Suriye ordusu içinde erimeden kalması sağlandı. Kimlik, kültür ve eğitim hakları garanti altına alındı.

Her iyi anlaşma gibi büyük zafer hayallerini ya da karşı tarafı ezmek isteyenleri tatmin etmeyecektir.

Ama Suriyeli Kürtlere onurlu bir entegrasyon kapısı açıp, Suriye ve Türkiye’nin kaygılarını da giderdiği için başarı şansı yüksek.

Tabii başarıyı uygulanması ve tarafların entegrasyondaki arzu ve samimiyeti belirleyecek.

Eldeki en güçlü garantör ABD, Fransa ya da Türkiye değil, Suriyelilerin savaş yorgunluğu.

Dışarıdan bakanların daha fazla direniş ya da savaş çağrıları yaptığı ama 13 yıldır bunu yapmaktan yorulmuş bir halk var karşımızda.

En iyisi onları biraz kendileriyle başbaşa bırakmakta.

Buradan düşmanlıkları artıran değil, azaltan bir dil kurarak buna başlayabiliriz.

Anlaşmanın ardından “HTŞ, cihatçı çeteler, IŞİD”ler yerini hızlca “Şam Hükümeti”ne bıraktı. “Terör örgütü PKK’nın uzantısı YPG’ler” ise SDG’ye

Zorunlu şartlara bu hızlı intibak iyiye işaret.

Hazır ortalık biraz durulmuş, milliyetçi asabiyeler dinmiş, kabaran hassasiyetler yerini akla ve pragmatizme bırakmışken bir konuyu sıcağı sıcağına konuşmalıyız.

Bu son 10 gün içinde sık sık duyduğumuz bir tasnifi; Kürtlerin dostlarını ve düşmanlarını…

Bir milletin dostu ve düşmanı olmak kolay verilen payeler.

Mesela 90’larda Kürtlerin en büyük dostu vasfını taşıyan Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand’ın eşi Danielle Mitterand bu sözü hak ediyordu.

Sartre geleneğinden gelen ezilen bir toplumun yanında duran bir Fransız solcusuydu. Beklentisiz bir dayanışma gösterdi.

Bugünlerde Kürtlerin en büyük dostu sıfatını alan Amerikalı Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham için aynı şeyler söylenemez.

Tecrübeli senatör Graham’ın bundan 10 yıl öncesine kadar ABD’de Türkiye’nin en büyük dostu olduğu günleri kaç kişi hatırlıyor acaba?

2015'te ABD Kongresi'ndeki bir oturumda dönemin Savunma Bakanı Ashton

Carter'ı "Peki Türk hükümetinin gözünde PKK bir terör örgütü değil mi? YPG’yi silahlandırdığımız için Türklerin bize kızgın olması şaşırtıcı mı?" diye sıkıştırıp Türkiye’de gönülleri fethetmişti. Tam 10 yıl sonra aynı senatör şimdi de Türkiye’ye karşı SDG’nin yanına geçti.

Lindsey Graham ve lobby kelimelerini search edince bunun nasıl olduğu görülüyor.

10 yıl önce Türkiye bağlantılı lobilerden para alıyordu, bugünlerde ise Amerikanın en büyük İsrail lobisi AIPAC’ten 1 milyon dolar üstü bağış alıyor.

Onun Kürt dostluğunun böyle bir arkaplanı var.

Kürtler için dost mu düşman mı olduğu belirsiz daha ilginç figürler de oldu tarihte.

Mesela Hafız Esad?

Suriyeli Kürtlerin daha 2026 yılında vatandaşlık hakkını tam olarak almasının sebebi Hafız Esad’dı.

Kürt bölgelerine Arapları yerleştiren, Kobani’nin adını Ayn-el Arab yapan da oydu.

Ama aynı Esad, 1979’dan 1998’e kadar Öcalan’a ev sahipliği yapmıştı. Üstelik Şam’da.

Sonra Şam’dan Öcalan’ım gönderip, sonu İmralı’da biten süreci de o başlatmıştı.

Ama bu Hafız Esad 2000 yılında öldüğünde PKK Başkanlık Konseyi resmi taziye açıklaması yapmıştı:

“Arap ulusal kişiliğinin sembolü merhum Başkan Esad, başta Filistin meselesi olmak üzere, Ortadoğu halklarının........

© Karar