menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Henry Bulwer’in Yassıada’daki aşk şatosu...

22 0
22.04.2026

Geçen haftaki yazımda Yassıada’ya hareket ediyorum dedim ama benim gençliğimde adaya yanaşmanın mümkünü yoktu, çünkü orası ‘47’den ‘78’e kadar askeriyenindi. Buna rağmen Yassı’yı diğer adalardan, hatta dört yazımı geçirdiğim Heybeli’den bile daha iyi biliyordum. Bunun nedeniyse 27 Mayıs’tan sonra orada kurulan utanç mahkemesinden ziyâde Konstantinos Dalassenos’un dramını ve Henry Bulwer’in tuhaflıklarını yaşıtlarımdan epeyce önce öğrenmemdi. Gustave Schlumberger’in, Samuel Cox’un, Semavi Eyice’nin, Pars Tuğlacı’nın, Akillas Millas’ın ve Enis Batur’un yazdıklarını ise üniversite yıllarımdan sonra okudum, ancak Rakım Ziyaoğlu’nun kitabını aramalarıma rağmen bir türlü bulamadığımı anımsıyorum.

Yassıada bahsinde Enis Batur’un “Plati” kitabını okurken nasıl heyecânlandığımı şimdi ifâde edemem, çünkü beni merâklandıran şeylerin hepsinin Enis Batur’u da merâklandırmasına hayli şaşırmıştım. Kitabı hoş bir tesâdüf olarak Heybeli’de Gencay’ın kafesinde ve Nigâr’ın restoranında elimden bırakamamış, bu nefis kitabı bir kadeh domuz sıkısıyla da yaldızlamıştım. Heybelili Vasil ve Burgazlı Toma için gazete arşivlerinden çektirdiğim altı yedi sayfa fotokopi Suâdiye’deki evimizde vardı ama 1324’te Yassıada’daki hânesinde muhterikan vefât eden Mehmed Efendi’nin ilk defa Enis Batur’un kitabıyla yaşamıma girdiği kesindir. Muhterikan vefât demek, birinin yanarak veya yakılarak hayatını kaybetmesidir, muhtemelen bir cinâyet vak’asıydı. Osmanlı Arşivi kayıtlarındaki 3 Şubat 1324 günü, 16 Şubat 1909 gününe tekabül ediyor. Mehmed Efendi kaç yıldır ve niçin oradaydı, maalesef sıhhatli bir şey bulamadım. Ancak, 12 Aralık 1932 günlü Hakimiyet-i Milliye, 13 Aralık 1932 günlü Son Posta ve yine 13 Aralık 1932 günlü Vakit gazetesine nazaran, Mehmed Efendi muhterikan vefât ettiğinde Vasil’in de aynı adada ikamet ediyor olması gerekir. Çünkü, Hakimiyet-i Milliyet otuz seneden beri ifâdesini kullanıyor, ama gazete aynı cümle içinde tek başına da diyor. Sadece Mehmet Ali Kâğıtçı üstâdımız Yeni Tarih Dünyası dergisinin 17 Şubat 1954 günlü nüshasında Heybelili Vasil’in Yassıada’ya yerleşmesini Birinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllara tarihlendiriyor. Unutmadan not düşeyim, Pars Tuğlacı ise okura 1892 yılını vermişti. Kanımca, Mehmet Ali Kâğıtçı’nınki doğru olmalıdır. Bunun nedeniyse, şâyet Vasil 1909 yılından önce Yassıada’da olsaydı, 1909 yılında vefât eden Mehmed Efendi yüzünden başının kesinlikle belâya gireceğiydi. Benim bildiğim, Mehmed Efendi için Vasil’in bilgisine başvurulmadığıdır. Ama, tuhaf olan şey, Vasil’in de Mehmed Efendi’den yirmi üç yıl kadar sonra, ‘32 yılında adadan kaybolmasıdır. Yassı’da ondan kalan boş rakı şişeleri ve yemek artıkları bulunmuştur da, yaşlı Vasil’in ölüsü veya dirisi yoktur. Onun da Mehmed Efendi gibi bir cinâyete kurban gittiği düşünülüyordu.

Elbette bu kadar değil, Yassıada’nın münzevîlerinden bir de Barba Toma var, Adalı dergisinde 1852 doğumlu olan Toma’nın 1959 yılında yüz yedi yaşındayken Burgazada’da vefât ettiği yazılıdır. Oysa, 29 Eylül 1947 günlü Akşam gazetesinde Toma’nın doksan bir yaşında olduğu kayda geçmiştir, bunu da muharrire kendisi söylüyor. Yani, Akşam’daki makaleye nazaran 1856 doğumlu olmalıdır. Aradaysa dört yılllık bir fark var, artık hangisi doğruysa, bu çelişkinin çözümünü adaların tarihçilerine bırakıyorum. Ben sadece Toma’nın Sakızlı Dimitri Bolas’ın kızı Maria’yı nikâhına aldığını biliyorum, onun üç dört fotoğrafını da gördüm, eviyse Moloz Burnu mahallindeymiş. Bazıları Moloz’daki evi ona kayınpederinin verdiğini söylüyorsa da, Toma yemin billah Saraya götürdüğü barbunyaya mukabil kazandığı yirmi beş çil altınla Moloz’daki evi yaptırdığını belirtmiştir. Barba Toma’nın Hayırsız’a yerleşmesinin ise Vasil’den sonra olduğu muhakkaktır, çünkü yıllarca on beş günde bir Vasil’e yiyecek falan götürmüş. Toma’ya adayı emânet edense Osman isminde biridir, anladığım kadarıyla bizim Toma adada onun için çalışmış.

Barba Toma’nın ağabeyi de dünyaya kazık........

© Karar