menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

900 bin azalan çocuk

49 0
wednesday

Aile bakanının steril cümleleriyle güne başladık. “Yaşlanıyoruz, doğurganlık azalıyor ama fırsat penceresini kapatmamak adına tedbirler alıyoruz” diyor. Ardından Türkiye İstatistik Kurumu verilerine atıfla “önümüzdeki beş yıl içinde ilkokul çağındaki çocuk sayısının 900 bin azalacağı”nı söylüyor ve “çok hızlı ve öncü davranıyoruz” diyerek sözünü bağlıyor. Bu üç cümle yan yana gelince ilk anda bir hareket varmış gibi duruyor, fakat biraz dikkatle bakıldığında geriye yalnızca gecikmiş bir fark edişin telaşı kalıyor. Çünkü ortada hızla değişen bir demografik yapı var ve bu büyüklükte bir meselenin karşısına “tedbir” gibi ucu açık bir söz koymak hiçbir gerçek karşılık üretmiyor.

Bugünün meselesi “ekonomi” ve bu mesele artık yalnızca geçim sıkıntısı olarak anlatılabilecek bir yerde de durmuyor. Daha çok hayatın bütününe yayılan bir sıkışma hissi zuhur ediyor. Genç bir insan mezun oluyor, karşısında açık bir yol bulamıyor. İş aramak uzuyor, bulunan iş hayatı taşımıyor, taşısa dahi geleceğe dair birikim kurmak zorlaşıyor. Daha yolun başında bedelli askerlik gibi ağır bir ödeme ile karşılaşıyor, ardından kira ve gündelik masraflar geliyor. İnsan çalıştıkça rahatlamıyor, aksine aynı yerde kaldığını hissediyor ve bu his zamanla kendi hayatına duyduğu güveni aşındırıyor.

Bugün 1 1 bir evde çocuk büyütmek önerilen bir model hâline gelmiş durumda. Bakanımız bunları dile getiriyor fakat o evde gerçekten kim yaşayabilir, bunu sormuyor. İki odalı bir yerde çocukla hayat kurmak yalnızca ekonomik bir konu değil, işin içinde mahremiyet de var. Nefes almak başlı başına bir hak. İnsan kendine ait bir alan bulamıyorsa o ev yalnızca dört duvardır. Kira maaşı yakalamıyor, maaş hayatı taşımıyor. İnsan........

© Karar