menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sömürgeciliği anlatırken gerçeği kaçırmak

50 0
16.05.2026

Edward Said’in Oryantalizm kitabının yayımlanmasının üzerinden neredeyse yarım asır geçti. O günden bu yana postkolonyalizm, Batı üniversitelerinde vicdan muhasebesinin başlıca entelektüel dili haline geldi. Sömürgeciliğin kültürel, siyasi ve psikolojik mirasını teşhir etme iddiasındaki bu akım, edebiyattan tarihe, antropolojiden felsefeye kadar birçok disiplinde boy gösteriyor.

TEORİNİN GÜCÜ: SÖMÜRGECİ BAKIŞI DEŞİFRE ETMEK

Postkolonyalizm kavramı, sömürgeci zihniyetin nasıl işlediğini gözler önüne sermekte olağanüstü bir başarı gösterdi. Edward Said’in dediği gibi, Batı Doğu’yu kendine göre kurgularken yalnızca tarif etmiyor; aynı zamanda yönetilebilir bir nesneye dönüştürüyordu.

Doğu edilgendi, gizemliydi, ilkeldi; Batı ise akılcı, dinamik, üstün. Bu temsiller sayesinde sömürgecilik kendini meşrulaştırdı.

Postkolonyal teori, eski sömürge ülkelerindeki birçok aydın tarafından hevesle benimsendi. Ama bu eleştirel teorinin de eleştirilmesi gereken pek çok yönü var.

MARKSİST ELEŞTİRİ: SINIF NEREDE?

Aijaz Ahmad ve Vivek Chibber gibi bazı Marksist düşünürler, postkolonyalist teorisyenleri sömürgeciliğin kültürel temsil ve söylem analizine aşırı yoğunlaşıp, maddi üretim ilişkilerini, sınıf çelişkilerini, kapitalist küresel sömürüyü unuttukları gerekçesiyle eleştirirler.

Bir Afrikalı maden işçisinin günlük yaşamını anlamak........

© Karar