Sana benim gibi bakmayanın mezarını kazacağım!
Tarık Çelenk’in “Medreselerden neden Kant ve Hegel çıkmaz?” sorusuna cevap aradığı YouTube söyleşisinde Mehmet Çelik çok ilginç bir zihniyet tanımı yaptı:
“Zihniyet aklın çalışma yasasına denir. Zihin aklı yasaklayan şeydir. Sizin aklınızı hangi kurallar ve değerler belirliyorsa zihniyetiniz odur.”
“Zihniyet aklın çalışma yasasına denir. Zihin aklı yasaklayan şeydir. Sizin aklınızı hangi kurallar ve değerler belirliyorsa zihniyetiniz odur.”
Bu tanımı aklımda evirip çevirirken, çevrelerine çizilen çizgileri aşamayan karıncaları gösteren bir videoya denk geldim. Meğer karıncalar, uğur böcekleri veya termitler, etraflarına tükenmez kalemle çizilen çizgileri, fiziksel bir engel teşkil etmeseler de kokularından dolayı aşamazlarmış.
Kuşkusuz böceklerinki bir refleks; oysa insandaki zihinsel sınırlar öğrenilmiş hayali çizgiler!
Aklını sanal hudutlarla kuşatan insan, o sınırların ötesinde yer alan düşünceleri hiçbir zaman “içeriden” kavrayamaz. Dışarıdaki her fikri, tehdit ihtimali taşıyan yabancı bir unsur gibi algılar.
Kendi doğrularını mutlaklaştıranlar, inandıkları ile örtüşmeyen fikirlere uzaktan bakıp, hepsini toptan reddederler. Bu fikirleri -çürütme gayesiyle olsa bile- yakından incelemeyi “tehlikeli” sayarlar.
İnançlarının doğruluğunu ve sınırlarını sistematik olarak sorgulayabilen pek azdır.
İnsan, kendisiyle aynı zihinsel sınırları sorgusuz sualsiz paylaşan kimselerle cemaatleşir. Zamanla inançlarının -sadece kendi grubu için değil- herkes için geçerli olması........
