Robotlar bizden daha Müslüman olabilir mi?
“Kesinliğin hapishanesinden kurtulmak” başlıklı yazımda, Alman bilim adamı Thomas Bauer’in “Müphemlik Kültürü ve İslam” kitabında çerçevesini çizdiği “müphemlik toleransı” kavramından bahsetmiştim.
İslam âleminde her yıl Ramazan ayının başlangıcı (ve tabiatıyla) bitişi ile ilgili yaşanan tartışmaları bu bağlamda ele alabiliriz.
Müslüman ülkelerin bir kısmının oruca diğerlerinden bir gün önce başlaması her yıl tartışma yaratıyor.
Bauer’in tespit ettiği üzere “modern Müslümanlar” olarak bu farklılaşmadan rahatsız oluyoruz.
Zihinlerimiz, farklılıkları birer zenginlik değil, homojen bir ümmet tasavvuruna karşı tehdit olarak algılıyor.
Kendi İslam anlayışımızı mutlak hakikat saydığımız için başka Müslümanların başka pratikleri benimsemesini “nifak” gibi görüyoruz!
Bu aslında dini olmaktan ziyade, siyasi otoritenin dini kurumları kendi uzantısı kıldığı rejimlerde ortaya çıkan ideolojik bir refleks.
Müslümanların pek çoğu İslam’ı “yerli ve milli” bir din zannediyor!
Dolayısıyla din ile ilgili nihai otoritenin kendi “yerli ve milli” din adamları olması gerektiğine inanıyor, başka ülkelerdeki Müslümanların farklı pratiklerini “fitne” olarak değerlendiriyorlar.
Zihinlerinde homojen bir ümmet tasarımı var; her mensubun asker disipliniyle itaat ettiği, tek otorite tarafından dizayn edilmiş bir yapı...
Özellikle topraklarımızdaki din anlayışı, tarihsel süreçte ordu-millet........
