Oportünizm treninin vagonlarında yitirilen güven
Dün eleştirdiği görüşleri bugün savunan, geçen ay sövdüğü adamı bu ay göklere çıkaran, bir yıl önce “asla kabul edilemez” dediği uygulamalara bugün sahip çıkan insanlarla dolu dört bir yanımız.
Bunların ilkesizliğini eleştirdiğinizde şöyle diyorlar:
“Romantizmin devri geçti, pragmatik olmak lazım.”
“Romantizmin devri geçti, pragmatik olmak lazım.”
Ama bu pragmatizm değil, düpedüz oportünizm.
Bunların ikisi de sonuçlarla ilgilendiği için birbirine karıştırılır.
İkisini ayıran çizgi ince ama belirleyicidir.
Pragmatizm, haritaya (ilkelere) sadık kalmak şartıyla en kestirme yoldan hedefe ulaşmaktır.
Oportünizm ise aynı sonuç odaklılığı araçsallaştırır: Amaç artık bir sorunu çözmek değil, hiçbir ahlaki ilke tanımadan, ne pahasına olursa olsun hedefe ulaşmaktır.
Pragmatist, “hangi yöntem işe yarar” sorusunu, oportünist ise “ne yaparsam kazanırım” sorusunu sorar.
Pragmatizm, gerçekçiliği ve sorun çözme yeteneğini ifade eder; oportünizm ise ilkesiz fırsatçılığı.
DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR
Ülkemizde oportünizm, önce siyasetçiler ve bürokratlar, sonra geniş halk kesimleri için bir hayatta kalma stratejisi haline gelmiştir.
Uzun süre kuralsızlığın hüküm sürdüğü toplumlarda, ilkeleri korumanın maliyeti çok yükselir. Tutarlılık ödüllendirilen değil, cezalandırılan bir davranış haline gelir. Bunun sonucunda insanlar, karakterlerini değil........
