PKK bu şansı da kullanmayacaksa…
Meclis salonlarında bir selam, bir tokalaşma, bir çağrı ile başlayan PKK’nın silah bırakması süreci bir buçuk yılını devirdi. Geçen zamanda çok önemli gelişmeler yaşandı. Olmaz denilenler oldu. Yapılırsa yer yıkılır denilenler yapıldı. Yer de yıkılmadı, ülke de çökmedi. Aksine düne göre birçok tabu yıkıldı.
Öncelikle sürecin başarısız olma ihtimalinin bile siyah beyaz bir sonuç üretmeyeceğini görmek gerek. Bugün her şey sonlansa, taraflar “biz yanlış yaptık başa dönüyoruz” dese bile değiştiremeyecekleri gerçekler var. PKK kendini tasfiye kararını aldı. Bundan sonra tekrar silahlı mücadeleye dönüyorum dese bile derenin yarısı geçilmişken başa sarılması çok zor. Kürt kamuoyu da Türk kesimi de PKK’sız bir gelecek ihtimalini satın aldı.
2015 yazında Diyarbakır (Sur), Şırnak (Cizre, Silopi), Hakkâri’de (Yüksekova) başlayan hendek olayları toplumun genelinde ağır yaralar açtı. Ancak en derin etkilerinden biri PKK ile Kürtler arasındaki empatinin zayıflaması oldu. Kendi örgüt çıkarı ve egemenliği için temsil ettiğini savunduğu kitlenin hayatını zehir etmenin PKK’ya ağır maliyeti oldu.
PKK’nın toplum ve ülke siyasetinin pratiği ile kopuşunun kurumsallaşmasını bu son süreç teşkil ediyor. İmralı’da Abdullah Öcalan’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye kadar sürecin en güçlü aktörleri Kürt sorunu için yeni bir dönemin başladığını ilan ettiler. Ancak yeni dönemin başlayabilmesi için PKK’nın eski dönemin bittiğini içselleştirmesi gerekiyor.
Örgüt yaptığı açıklamalara, aldığı kararlara rağmen hala “nasıl olur da silah bırakmayacağının” gerekçelerini arıyor. Devlet ile örgüt-İmralı arasındaki müzakerelerde devlet tarafı yaşanan gecikmelere,........
