Çöken sisteme teslim olmamak…
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) beklenen ama olmaz denilen adımı atarak OPEC’ten ayrıldı. Kural temelli bir sistemden ziyade belli bir grup ülkenin ekonomik ve buna bağlı siyasal çıkarlarının maksimize edilmesi için kurulan örgütteki bu ayrılık enerji sektörünü aşan anlamlar taşıyor.
Bir tarafta BAE ile OPEC’in ana aktörü Suudi Arabistan arasındaki gerilim, BAE’nin artırdığı üretim kapasitesini kullanma isteği ve son olarak İran savaşında yaşadığı kayıpları telafi etme niyeti bu adımın neden atıldığını anlatıyor. Ancak enerji sektöründeki değişimler sadece ekonomik bir üretim-tüketim matematiği ile açıklanamayacak çıktılara sahip. BAE’nin son adımı hem bölgesel dengelerde hem de küresel sistemde uzun süredir yaşanan erozyonun ve parçalanmanın en görünen adımlarından biri oldu. Söz konusu çıkış çok taraflı kurumsal yumuşak gücün altının boşaldığı, mevcut uluslararası iş birliği mekanizmalarından ayrılmanın normalleştiği ve maliyetinin azaldığı bir dönemin sonucu olarak da okunabilir.
Şimdiye kadar tüm büyük bölgesel ve küresel savaşlar nihayete ermesinin ardından yeni bir düzenin kurulmasını ya da mevcut düzenin güncellenmesini getirmişken Soğuk Savaş’ın bitişi tabir yerinde ise havada asılı kaldı. 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan Batı merkezli sistem, Sovyet blokunun mağlubiyeti ile zaferini ilan etti ancak yeni düzeni kaybedenleri de içerecek şekilde revize etme ihtiyacı........
