menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gitmek mi yoksa dönmek mi asıl hikâye?

48 0
15.08.2026

Konu tam da başladığı yerden çatallanıyor. Birden omzuma teselli vuruşuyla bir el dokunuyor. O hisle gitmek ile dönmeyi tartmak zor gelmiyor ilkin bana. Böyle hallerde zihne kuvvet yetmiyor dile hakimiyet kadar idrake derinlik gerekiyor. Dışarıdan bakanın aklını karıştıracak bir şey yok aslında. Onlar için yumurta daima içinde sarı topak olan kırılması kolay bir kabuktur. İş onun varlığını tartmaya, sorup sorgulamaya gelince nasıl olsa kaçacak yeterince gölge bulunur. Oysa insanın gelip eşiğine oturduğu, hikâyenin anlam bulduğu nokta tam burası; gitmekle dönmenin kılıçtan kesici çarkının arasından geçmeye niyet edebilmek. Dede Korkut’ta sıklıkla dünya için gelimli- gidimli nitelemesinde bulunulur. Dünya bir başına bir yerden gelip bir yere gidemeyeceğine göre gelimli- gidimli olmaktan maksadın insanın yeryüzündeki macerasının özü olduğu açıktır. Peki gelmek kadar gitmek onun elinde midir? Tam anlamıyla gitmek ve gelmek ihtiyarında olmayan bir varlığın ebedi dönüş mitosu yaratması doğal bir sonuç kabul edilebilir mi? Gelmek ve gitmek arasındaki çekimi yaratan ömür olgusu insanın hangi duyuş, düşünce ve eylemiyle tam aydınlanabilir? Nereden geldik ki tam olarak gideceğimiz bir yer olduğunun aydınlığıyla yıkanalım? Nereye gideceğiz ki tam olarak onu bilmenin huzuruyla yarına huzurla uyanalım? Buna rağmen bu gelip gitmeler, bu dönüp durmalar neden? Rüyadan uyandığımızda bir hayatımız olmasaydı rüya gördüğümüzün ayırdına varabilir miydik? Öyleyse rüya görürken bir hayatımız olduğunu tam bilebiliyor muyuz? Şimdi omzuma dokunduğunu hissettiğim el beni gitmeye mi yoksa dönmeye mi hazırlıyor? Ona güvenebilir........

© Karar