menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dostluk üzerine…

37 0
08.09.2026

Michel de Montaigne’nin Denemeler’ini kitaplığımda arayıp buldum. Nihayet, İsmail Yerguz’un çevirisiyle eksiksizce okuma imkanına kavuşmuştuk onu. Nicedir dostluk üzerine düşünüyorumdum. Araba kullanırken, vapurda yolculuk ederken, mevsim geçişlerindeki ince detayları düşünürken. Fakat en çok da etrafımızı çeviren insan ilişkilerine dikkat kesilirken daha bir meşgul oluyordum. Ve kendi kendime soruyordum; sen tam olarak kimin dostusun? Ve senin gerçek bir dostun var mı? Öyle veya böyle. Dostluk ne bize bağlı tam olarak ne de bizim dışımızda o da kader misali bir dizi tecellinin meyvesi, değil mi diyordum. Çiçeği var. Baharı var. Kışı eksik değil. Çekirdeği sert. Meyvesi tatlı. Düşü güzel. Yolculuğu güven verici gibi cümleler kuruyordum. Düşünerek denemenin temelini atan Montaigne, adeta Batı’nın zihin tarihini yazmış bu uzun denemesinde. Hatta bir dostluk risalesi bile sayılabilir onunkisi. Beni ise en çok ‘kaldı ki genellikle dost ve dostluk dediğimiz şeyler sadece ruhlarımızı da bağlayan bazı durumlar ve bazı yararlarla sağlanan ilişkilerden ibarettir’ cümlesi ilgilendirdi. Durum ve yarar kelimelerini biraz tuhaf bulsam da yazının bağlamı içindeki yerinin farkındayım. ‘Ruhlarımıza bağlanan’ değerler adına bu yaklaşımı değerli buluyorum.

Öyle ya ruhsal bağlarımızın özü ve özeti değil midir dostluk? Meyveden elbette lezzet alırız fakat lezzeti aşan yerde değil midir asıl lezzet? Kabuk, renk, çekirdek her neyse onların varlığı ve güzelliği bunun için değil midir? Dilimize Farsça’dan geçen ‘dust’ bir süre sonra bizi adım adım kuran kelimelerden biri olmuştur. Eğer dost kelimesini ve onun kavramsallaşmasını bir an devreden çıkarsak bin........

© Karar