Problem biriktirerek geçip giden yıllar
Her gün yeni bir heyecan, sansasyon ve şok edici haberle uyanmak dünyada olup bitenlerle aramıza öyle bir mesafe koydu ki bu oyunu sevmeye bile başladık. Gündelik hayhuyu konuşmanın cazibesi hepimizi koskoca bir ülkenin sahip olduğu muazzam potansiyelin eriyip gitmesine aldırmazlığa alıştırdı.
Elde kaldı siyaset…
Bütün sorunların çözümü artık sadece siyasetin becerisi ve kaabiliyetine bağlı. Siyaset herhangi bir demokraside sahip olması gereken rolün üzerinde bir öneme sahip. Bu, sanıldığı gibi bizim demokrasimizin gücü değildir. Siyasete mecburuz çünkü, Türkiye’de bilim, akademi, sivil toplum, bireysel girişim ve hatta serbest rekabet tarihin en zayıf döneminden geçiyor. Sivil alan dinamizmini kaybetti, böylelikle devleti yönlendirme ve etkili kapasitesini yitirdi. Hukukun, ifade hürriyetinin ve akademik serbestliğini baskı altında olduğu, sivil toplum örgütlenmesinin ise artık bahsinin geçmediği ortamda Ankara’dan işaret, izin ve onay almadan adım atmak imkansız hale geldi. Böyle olunca da görüldüğü gibi gerileme kaçınılmazdır.
Ne varsa siyasete kilitlendi ama orada da aynı baskı hüküm sürüyor. İktidar partisi ve onunla uyumları devam ettiği müddetçe baskıdan muaf tutulan ittifak üyeleri haricinde bütün muhalefet kuşatılmış durumdadır. Ana muhalefet........
